11 Aralık 2019 Çarşamba

İhtiyacı mı var Rabbin senin ibadetine?


İhtiyacı mı var Rabbin senin ibadetine?

İhtiyacı olduğu düşüncesine kapıldığından mı uzaksın inanmaktan,

Böyle mi anlatıldı sana?

İhtiyacı mı vardı Rabbinin cennetteki ağaçtaki meyveyi Adem ile Havva’nın  yemesine ye da yememesine,

Sembolik bir ağaçtı,

Üzerindeki de sıradan bir meyve,

Kim bilir belki de cennetteki en lezzetsiz meyve,

Ama işte kibir içindeki insanın,

Arzu,

Sonsuz, bitmek bilmeyen bir istek,

Cennetin içinde bile engel olamamışken insana,

Bu üzerinde yaşadığımız dünyada zor çok zor,

Rab ibadetin kul ile arasındaki diyalog köprüsü olduğunu iletirken,

Kul olan bunu anlamaktan,

Diyaloğu kurmaktan uzak,

Bana ne kadar yakınsa,

Sana da o kadar yakın,

Bilemeyiz ki ben mi daha yakınım yoksa sen mi?

Ama biliriz bana da sana yakın olduğu kadar yakın,

E ona da bize yakın olduğundan daha yakın değil ya,

Kul olan anlar bunu,

Zannedersin ki o gördüğün dindarlar garantilemiştir cenneti de,

Yanlarına yoldaş ararlar,

Daha bizatihi görevlendirilmiş Peygamberler sorgulanmadan,

Cennete gidecekleri bile garanti değilken,

Bu ne telaştır,

İhtiyacı mı Rabbin benim ibadetime,

İhtiyacı mı var Rabbin senin ibadetine,

Eğer öyle olsaydı,

Sonsuza kadar kendisine ibadet edeninden yaratırdı,

Demek ki ihtiyacı olan biziz,

İhtiyacımız var da neden etmeyiz,

Çünkü Rabbin bizi her daim bekleyeceğini zannederiz,

Bize yakın olana ulaşmak zordur,

Öyle samimiyetsizce gidince ulaşamazsın,

Kapısından içeri girdiğinde dua sığınağının hissetmeli ve hissettirmelisin ki çığlığın karşılık bulsun,

Nedir inanmak?

Nedir ibadet?

Namaz, oruç, zekat mıdır?

Onlar cennetteki sembolik ağaçtan farksızdır,

Orada ona dokunma diyen,

Burada bunları yap demiştir,

E bir de yapma dedikleri vardır,

En nihayetinde ibadet yapılması gereken veya yapılmaması gerekenlerden mi ibarettir?

Hiç tanımadığın bir sevgiliyi tanırken,

Onun kalbine girmeye çalışırken,

Şekilden şekle giren,

Sürprizler yapan,

Emek veren,

Çalışan,

Sen, Rabbe giderken bunları yapmanın bulacağı karşılığı hiç düşündün mü?

Eksik anlattılar, yanlış anlattılar ve sanırım biraz da bilerek yaptılar,

Evlerde duruyor Kuran,

Köşelerin en güzel yerinde,

İpekten kılıflar içinde,

Bekliyor açılmayı,

Anlaşılmak için,

İnanç samimiyettir,

Ve, samimiyetle araştırıldığı vakit mutlu eder,

Kapılmış gidiyor insanlık kibre,

Korkunç bir şekilde kandırıyoruz hem kendimizi hem etrafımızdakini,

İhtiyacı var insanlığın anlaşılmaya,

Anlamaya,

Paylaşmaya,

Yardımlaşmaya,

Unutma!

Kul olan, kul olandan üstün değildir,

Üstünlüğün vakti hakkın karşısına gidince çıkar ortaya,

Bugünden de bilemez kimse onu,

Hani Türk Filmi karesidir,

Cennetten tapu dağıtma sahnesi,

Nedir o tapunun verilme yetkisinin sadece Hak da olduğunu insana unutturan,

Kolay mı geliyor dinin ticareti,

İnancın ve dinin ticareti olmaz,

Yapan da iflah olmaz…

Sor,

Kendine sor,

Yazık değil mi,

Bu hayatı biraz daha mutlu geçirmek varken bu kadar karmaşa içerisinde bize ait olan zamanı tüketmek,

Ne makamı için,

Cennet makamı olsaydı o vakit bu kadar mutsuz olmazdı insanoğlu,

Küresel vicdan vicdan diyoruz,

Küresel vatandaşlık diyoruz,

Özünde dediğimiz budur işte,

Ben mutlu olayım,

Sende mutlu ol,

Sonrasında birlikte mutluluğumuzu daha çok yayalım,

Ve, unutmayalım dünya üzerinde bir toz tanesiyiz,

Rüzgar esti mi biz de gideceğiz,

Esinceye kadar neden var olduğunu unutmamak ve hakkın rızasını her yerde aramak gayemizdir,

Hepsi bu!

İyi akşamlar
Ahmet K.



9 Aralık 2019 Pazartesi

Hayalden ve itirazdan yoksun bir toplum geri kalmaya mahkumdur...


Hayalden ve itirazdan yoksun bir toplum geri kalmaya mahkumdur,

Bilgi ekonomisi çağındayız,

Çağın aktörleri ile yarışmanın yolu insanların hayal etmesi,

Ve, hayal ettiklerinin peşinden gitmeleri,

Ne beni hayal kurmaya iter,

Adil bir yarış içerisinde hayallerimin karşılık bulması,

Daha çok hayal kuranın,

Ve, hayallerini gerçekleştirmek için emek verenlerin adil bir düzen içerisinde karşılık bulması,

Düşünsene!

Sürekli hayal kuruyorsun,

Emek veriyorsun,

Çabalıyorsun,

Koşturuyorsun,

Ama her seferinde hayal kurmadan birileri geliyor ve önüne geçiyor,

Emek vermenin,

Hayal kurmanın bir karşılığı olur mu senin için?

Ne kadar devam ettirebilirsin bunu?

Ya da şu anda hayal kurmamanın veya emek vermemenin nedeni yoksa bu mu?

Adalet bir tek Hakim karşısında ya da adalet sarayında aranmaz,

Adalet toplumsal bir gelişim sürecinin denge unsurudur,

Adaletin olmadığı bir düzen kendi çocuklarını ayrıştırır,

Birbirine düşmanlaştırır,

Ve, evin içinde huzur kalmaz,

Bu dünyanın neresine giderseniz gidin böyledir,

Coğrafyalar değişir ama süreç aynı işler,

Adil düzen, adil rekabet, aradan sıyrılmaların önünü kestiğiniz vakit,

Bilgi ekonomisi sürecinin bir parçası olursunuz,

Ve, bilgi ekonomisinin güçlenmesi,

Araştırmacı,

Geliştiren bir toplum yapısı oluşturur,

Önce kendine bak,

Sonra yaşadığın coğrafyaya eğer yaşadığın coğrafyada gündemi bilgi ekonomisi oluşturmuyorsa o vakit eksik olanın ne olduğu bellidir,

Burada da itiraz etme süreci devreye giriyor,

Eğer bilimin ve gelişimin bir parçası olmak,

Daha refah düzeyi yüksek bir toplum inşa etmek istiyorsak,

O vakit yapacağımız şey belli,

Kimin bu coğrafya demek?

Koltukta oturanın mı?

Koltuk güç olarak görüldüğü vakit bir toplumda bilgi ekonomisi oluşmaz,

Çünkü insanlar yüreklerinde paylaşım yerine hırsın tohumlarını yetiştirirler,

Koltukta ben oturmalıyım hırsı insanların gözünü karartır,

Ve, olan topluma olur,

Hepimiz değişim istiyoruz,

Daha yüksek standartlarda yaşamak,

Özellikle ekranların başından izlediğimiz yaşamların içerisinde yer almak istiyoruz,

Bu sadece bugün böyle değildi,

İlk insandan bu yana vardı bu tablo,

Neden dökülmüştü ilk kan,

Kabil Habil’in yerinde olmak istediği için değil miydi?

İlk insanla birlikte hırs tohumları yüreklere serpilmişken,

Aradan geçen binlerce yıl sonra,

3 – 5 kişiye ait olan dünyada 7 milyar insan yaşarken,

Bunu sağlamak mümkün mü?

Zor, çok zor,

Ama hayal edilebilir mi?

Edilir,

Edebildiğimize göre gerçekleştirebiliriz,

Ben, kendi kalbime paylaşım tohumlarını saçacağım,

Sen, kendi kalbine paylaşım tohumlarını saçacaksın,

Sonra birliktelik ruhuyla bilgi ekonomisi dünyasının bir parçası olmak için emek vereceğiz,

Bunun için olması gereken ilk adım,

Kendinden başlayarak itiraz etmek,

Ortak vicdanı harekete geçirmek,

Adil rekabet ortamını canlandırmak,

Bugün kendimiz için yarın ise bizden türeyecek nesiller için,

İtiraz etmez isek,

Gelecek nesillerin vebali bizi yok eder,

Hakka dayanacaksın,

Hak için hakka dayanıyorum diyeceksin,

Haktan aldığın güç ile kendinden başlayarak mumun ışığını yayacaksın,

Bileceksin,

Sen harekete geçtiğinde Hak yardım elini uzatacaktır sana,

Eğer var ise yüreğinde samimiyet,

Ve, eğer var ise kalbinde inanç,

Sen gidersin,

Yol gider,

Yol gittikçe yollar genişler,

Ve, tek başına çıktığın yolculukta binler olursun,

Ben, yoldayım,

Şimdiden kaç olduk bilmiyorum,

Ama gidiyorum,

Çünkü yarın doğacak çocuğumun bana hesap sormasından korkuyorum…

İyi akşamlar
Ahmet K.
a