1 Ağustos 2014 Cuma

Seni uğurluyorum bu gece...

Seni uğurluyorum bu gece,

Gökyüzünü sarmış bütün sevenlerin,

Eşlik ediyorlar gidişine,

Hava yağmurlu mu yağmurlu,

Ağlıyor gökyüzü yapacak bir şey yok,

Toprak can buluyor her damla ile,

Mavi aksa da taneleriyle…

Hatırlıyorum en son söylediğin sözcüğü,

Tam güneş batıyorken duyduğum cümleyi,

Zamanı durdurmak için direndiğim o anı,

Ne zaman durdu,

Ne de ben engel olabildim gidişine...

Ben, seve seve uğurladım seni,

Geceleyin alevler içinde yanar gibi,

Çöldeki susuz bedevi timsali,

Her yanı vahalarla sarılmış gariban olan ben...

Cesur olamaz her insan,

Beceremez uğurlamayı her can,

Hoşgeldin der gibi diyemez güle güle canan...

Her şey tıpkı o eski hikayelerdeki gibi,

Hani tarih öncesindeki zaman mı diyorlar,

Yoksa tarihin başladığı gün mü...

Ben, aylardır belki de yıllardır tek bir ses duyuyorum,

Zor alışmak çok zor bir başka sese,

Ama değil imkansız...

Işıklar görüyorum karşı da,

Binlerce yan yana dizilmiş ışık,

Her birinde ayrı bir yaşanmışlık,

Uzansan dokunacakmışsın gibi duran,

Ama asla ulaşılamayan,

Ah ulan...

Hani vardı gerçek olan,

Daima yaşayacak gibi duran,

Nerede şimdi o uzaktan parıldayan,

Yok, tükendi ne varsa yalan...

Yakında doğacak diyorlar güneş,

Emin ol o da leş,

Ne varsa bu alemde keşmekeş,

Bütün duygular çekiliyor peşkeş...



29 Temmuz 2014 Salı

Rüzgar, hiç durmadan savurur perdeleri...

Rüzgar, hiç durmadan savurur perdeleri,

Doğmaz güneş,

Girmez pencerenden içeri ışık,

Kalın duvarların arasında kendinle kalınca başbaşa anlarsın bir gün,

Herkes bir şeyler söyler,

Sen, duymazsın...

Koyarsın başını yastığa,

Ne yaparsan yap teslim almaz seni uyku,

Örtü olmaz çarşaf sana,

İğrenç bir dünya burası,

Korkunç bir alemin ortası,

Çaresizler atlasının adeta haritası...

Yok bu kürede asla gerçek,

Varsa yoksa yalan,

Ta ki bir soluk alıncaya kadar...

Bir çiçek büyümeye başlayınca kabirden,

Etrafını sarmaya başlayınca dikenler,

İşte vakti gelmiştir demek gerçeğin,

O, vakit tebessüm edebilirsin...

Manasız görünse de her şey aslında vardır her şeyin bir anlamı,

Boşuna değildir elbet binlerce yıllık yaşanmışlık,

Acı gerçekler olsa da içinde,

Vardır tanımlanmış anlamlar,

Yoksa sabredebilir miydi insan,

Elbet, doğmayacak bir gün güneş,

Bitecek bu zaman,

O gün dinecek acılar,

Ve, kavuşacak binlerce yıllık ayrı kalmış sevgililer...

Bir gün gelecek elbet sonu zamanın,

Koca yeryüzünde kalmayacak soluğu insanın,

Varsa yoksa ıssızlık,

Unutulamayan hayallerin hepsi buluşacak bir bir,

Anlaşılacak işte o vakit ne varsa gerçeğe dair,

Ve, korkunç pimanlıklar,

Lanet edilen yaşanılmış zamanlar,

Mahşer denilen meydanda aranan bir ses,

Ve, hiç dinmeyen çığlıklar,

Gökyüzüne uzanan avuçlar,

Hiç tükenmek bilmeyen bir bekleyiş,


Ve, ansızın geleceğine inanılan yeni bir başlangıç...

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Ve, sokakları ıssızlaştıran çocuklar...

Tüketiyoruz,

Bize ait ne varsa bu yaşamda bir bir tüketiyoruz,

Bizim zamanımızda bayram dediğin;

Çocukların sokaklarda koşturmasından anlaşılırdı arkadaş,

Sabah erkenden güneş daha doğmadan başlardık hazırlanmaya,

Bayramın öncesinde aldıklarımızı giyerdik büyük bir heyecanla,

Sonra koşardık sokağa,

Mahalledeki arkadaşlarımızla birbir buluşur çeteleştirdik adeta...

Sonra sokaktaki gördüğümüz ilk kapıdan içeri koşarak dalar,

Kapıyı kıracakmışçasına hep bir elden çalardık,

Kapı açıldığında uzatılan kaseye avucumuzu daldırırdık...

Şimdi kalmadı bunlar be arkadaş,

Çocuk olmanın manasını tüketti büyükler,

Sabah uyandığımda televizyonun ekranını açtığımda,

Gökyüzünden bir bir bombalar Dünya çocuklarına düşüyordu,

Ve, insanlık bu korkunç katliamı izliyordu...

Ne varsa tükendi,

Vicdanını kaybetti insanlık,

Her yerden çığlıklar yükseliyor,

Bize ait olan Dünya çocuklarını yabancılaştırıp acılarımızı hafifletmeye çalışıyoruz,

Farkında değiliz ölen her çocukla birlikte tekrar tekrar insanlık ölüyor...

Saçma sapan tutkusu olan yaratıklara dönüşüyor insanlar,

Sanki Kafka'nın hamaböcekleri gibi,

Ne imiş; Irk,

Ne imiş; Mezhep,

Ne imiş; Milliyetçilik,

Peki ya sonuç her seferinde ölen binlerce masum...

Ve, sokakları ıssızlaştıran çocuklar...

Bir sabah uyanacağız,

Ve, bu sefer yeni bir ayrılık yolu daha başlayacak bizim için,

Sırf bu yüzden kaybetmedik mi hep bize ait olanları...

Bir tarafta binlerce ölüm,

Bayram günü bile sokaklarda akan kan,

Diğer tarafta siyset, medya, ve sosyal medya kahramanları...

Vicdan rahatlatıyoruz,

Sadece vicdan rahatlatıyoruz,

Biz, vicdan rahatlatırken,

Bir bir ölmeye devam ediyor mahallelerin küçük çocukları...

Devam ettikçe ırkçılık,

Mezhepçililik,

Milliyetçlik,

Ve, ayrıştırıcılık her gün ölmeye devam edecek insanlık bu kokrunç savaşlarla...

Ne olmak istiyorsa olmalı insan,

Ama buluşabilmeli insalık için küresel vicdanda...

Bir sabah düşün,

Sabah erkenden uyanan çocuklar dolduruyorlar sokakları,

şe başlarında birleşip,

Koşuyorlar evden eve,

Kapıdan kapıya,

Avuçlarını en çok sevdikleri şekerleri bulmak için uzatılan kaselerde gezdiriyorlar,

Apartmanın içine doluşan çocukların kahkahalarıyla neşeleniyor insanlar...

Bu sabahı düşün kaç defa çalındı kapın?

Belki bombaların düşğü sokaklarda değilsin,

Ama sende uzaklaşıyorsun,

Ve, uzaklaştırarak,

Yalnızlaşıyorsun...

Ahmet K.














24 Temmuz 2013 Çarşamba

Nick D’Aloisio ve Bilgi Teknolojileri Girişimciliği...

İngiliz lise öğrencisi Nick D’Aloisio, ‘Summly’ adını verdiği uygulamasıyla 17’sine bastığı gün AppStore’un en başarılı yazılım geliştiricilerinden biri olmayı başardı.

Bu başarı tüm Dünya ülkeleri için muhteşem bir örnekti.

Okul yaşamına bir yıl ara veren Nick D’Aloisio inandıkları için bir yolculuk başlatmıştı,

Kimisi için yaşamı bir yıl ötelemek,

Kimisi için çılgınlık,

Kimisi için belki de aptallıktı,

Ama o kendisini ve bunu başarabileceğine inanıyordu.

Uygulama, milyarder işadamı Li Ka Shing’in dikkatini çekti ve D’Aloisio işadamından 300 bin dolarlık yardım aldı.

Ve, ortaya milyonlarca dolara satılan bir uygulama çıktı.

Yeni nesilin en fazla ihtiyaç duyduğu şey destek,

Ve, yönlendirme...

Bir tarafta da İstanbul Sanayi Odası tarafından yapılan araştırma sonuçları Türkiye'deki en büyük 500 şirketin toplam cirosunun neredeyse teknoloji devi Apple'ın yıllık cirosuna denk olduğunu ortaya koydu.

Amerika kendi içinde Apple'ı üretebiliyor ve Dünya devlerini ortaya çıkarabiliyorsa,

Bunun temelinde girişimciliğin desteklenmesi yatıyor...

Türkiye'nin 2023 hedeflerinde Dünya'nın 10 büyük ekonomisinden biri olmak var,

Bu hedefe ulaşmak için Türkiye'nin kendi içindeki Teknoloji devlerinin sayısını arttıracak,

Dünya'ya kullanılabilir uygulamalar yazacak beyinleri desteklemesi şart,

Geçen yıllarda Amerika'ya gittiğimde bu işin temelden eğitimle başladığını,

Ve, bireye verilen özgüveni yerinde görmüştüm,

Bugün Kalkınma Bakanlığı 'internet girişimciliğinin' desteklenmesiyle ilgili planlamalar yapıyor,

Önümüzdeki dönemde genç beyinlerin önünü açmaya yönelik adımlar devam ediyor.

Türkiye'nin 2006 yılında uygulamaya konulan Bilgi Toplumu Stratejisi konuya verilen önemi gösteriyor.

2023 hedeflerine doğru ilerlerken Bilgi Teknolojileri ve İnternet Girşimciliğinin daha fazla desteklenerek,

Genç beyinlerin harekete geçirilmesi şart.

Kendi içimizdeki Nick D’Aloisio'ları çıkarmak çok uzak değil,

Sadece buna inanmak,

Ve, inanarak genç beyinlerin önünü açmak gerekiyor...

Hani 39.000 metreden atlayan FELİX vardı ya,

Üzerinden neredeyse 1 yıl geçti,

Yakında yeni denemeler olacaktır,

Bizimde bu denemelere katılmak için daha hızlı adımlar atmamız şart...

Gökyüzünden Dünya'ya yaklaşmak,

Ve bunu bir gün kendi ülkenden çıkacak birinin yapacağına inanmak...

Meselenin özü; inanmak...