6 Haziran 2022 Pazartesi

Ben, Türkiyeli Ahmet olmayı tercih ettim

Değerli Ağ Arkadaşım,


İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite büyük emekler verdin biliyorum.


Sen emek verirken ben konferanslarımda bu verilen emeklerin karşılık bulması için eğitim sisteminin diplomanın dışında vermesi gerekenleri anlatıyordum.


Tam 17 yıl boyunca anlattım,


18 yaşında Türkiye’nin 01 sözleşme numaralı ilk Avrupa Birliği Gençlik Projesini gerçekleştirirken başladım anlatmaya,


Yok!


Yıllarca dinleyen olmadı.


81 ile üniversite açtılar,


Yapmayın dedim!


Şırnak Üniversitesine konferansa gittiğimde Şırnak Lisesinin tabelasının indirildiğini ve Şırnak Üniversitesi yazıldığını gördüğümde tüylerim diken diken oldu!


Mesele üniversite kurmak değil,


Üniversitelerin dünyayla rekabet edebilen aktörler yetiştirmesi dedim!


Bunu öyle bir iki defa değil!


Kapalı kapılar ardında felan değil,


Çıktığım televizyon programları dahil her yerde söyledim.


Hani 80 darbesini yaşadı ya babalarımız,


Koca bir neslin düşüncelerine zincir vurdular ya,


Şimdi de durum darbe döneminden farksız değil,


Oturduğu koltuğu korumak isteyenler savunuyor,


Yarınlar güzel olacak vs her gün binlerce yalan!


Genç kardeşim,


Bende senin gibi doğduğum coğrafyayı seçemedim,


Ama seçemediğim coğrafyanın değişmesi için hiçbir zaman sıradan olmayı tercih etmedim!


Hatalarım,


Eksikliklerim,


Yanlışlarım elbet oldu ama ben mükemmel değilim,


Olmak zorunda da değilim,


En nihayetinde ben Anadolu adlı senin, benim, bizim çocuklarımızın,


En önemlisi Atlas’ın coğrafyasına inandım.


3 ay oldu Türkiye’yi terk edeli,


Düşünsene 3 ay önce Türkiye’yi terk etmesem bugün beni istisnai kadrodan Belediyeye atanmış,


Bölgesel kalkınmadan anlamayan,


Ama birilerine sırf yakın olduğu için bizim yıllardır emek verdiğimiz kurumda önce 4800 ek göstergeye atanan akabinde Başkan vekili olan adam yönetecekti,


Yahu ben buna 1 gün bile tahammül edemem ki;


Karakterim izin vermez!


2003 yılında ilk yurt dışına çıktığımda Türkiye’den Euro 1.6 Liraydı bugün 18 lira,


Ne oldu da böyle oldu!


Ne olacak sistemi kendi çıkarları doğrultusunda kuranlar bir devleti bu hale getirdi.


Bugünün iyi emin ol yarının bugününden daha kötü?


Neden mi?


Kimse sistemin eksikliklerini ve tahribatını konuşmuyor!


Herkesin tek bir derdi var;


Oturduğum koltuğu nasıl sağlam korurum!


Yahu koca bir milleti öylesin, böylesin, şöylesin diyerek bölen bir yaklaşım bölücülüğü eleştiriyor!


Dedelerimizi ayırdınız,


Babalarımızı ayırdınız,


Yetmedi bizi ayırdınız,


O da yetmedi çocuklarımızı ayırmaya çalışıyorsunuz,


Siz ayırmaya çalıştıkça dünya yol gidiyor,


Olan kime oluyor biliyor musunuz?


Gariban emek veren,


Anadolu genci kardeşim sana oluyor!


Ben, gariban bir Anadolu genciyim,


Üzülüyorum!


Bir toplumun fakirleşmesine,


Bir toplumun kendi kendine ettiği zulme,


İnsanı çileden çıkaran yaklaşımlarına üzülüyorum.


20 milyona yakın gencin yaşadığı coğrafyada,


Gençler mutsuz,


Ve, ülkeden kaçmaya çalışıyorsa bunun tek müsebbibi vardır o da sizsiniz.


Bitmek bilmeyen koltuk sevdalarınız,


Koltuk hesaplarınız!


Bitmedi bitmeyecek!


Yahu devletin sahibi olamazsınız,


Devlete hizmet etmek için varsınız!


Ben, böyle istedim olacak yaklaşımıyla servet sahibi çocuklarınızın geleceğini de mahvediyorsunuz!


Korkum yok!


Bu hayatı Hak için yaşayanlardanım,


Dünyanın en ücra köşesi de olsa yaşarım,


Ama ahdım var sizin bölen yaklaşım atmosferiniz içinde Atlasko yetişmeyecek,


Küresel Vatandaş olacak,


Sizin mirasınızı devralamayacak,


O dünya mirasını devralacak!


İlkokuldan itibaren İngilizce eğitimi alan ama hiçbir şekilde İngilizce konuşamayan nesiller yetiştiriyorsunuz!


Eh be kardeşim insan yetiştirmek gibi bir derdiniz yok ki!


Kendi güvenli alanım içinde kalayım kimse bana dokunmasın!


Bizim gibi gariban bir Anadolu gençliği nereden bulacaksınız?


Bulamazsınız!


Bize karışmayın bırakın dünyayla rekabet edelim dedik!


Sonuç mu?


Yurt dışına kaçan ve kaçmak için yarışan gençler!


Neden mi?


Anlayamazsınız…


Sizin öyle bir derdiniz yok ki!


Kürt bir babanın Türkiyeli oğlu olarak büyüdüm!


Gerçek manada bugüne kadar binlerce gençle buluştum asla kendime dair bir kimliğim olmadı!


Birileri kimlik üretse de ben Türkiyeli Ahmet olmayı tercih ettim,


Çünkü Türkiyeli olmak bizi bugünden geleceğe taşıyacak,


Gelişmiş dünya ülkeleriyle rekabet etmemizi sağlayacaktı!


Sonuç mu?


Durmadan kimliğimi çıkarıp önüme koydunuz!


Ben mi seçtim kardeşim!


Gelinen nokta size benzeyenlerle dünyanın en kıymetli coğrafyasını batırıyorsunuz!


Batırdığınız sadece Anadolu adlı ortak coğrafyamız değil 20 milyonluk bir gençlik,


Ve, o gençliğe katılan yeni isimler.


Seçim mi?


Kazanabilirsiniz!


Atama mı?


Yakabilirsiniz!


Koltuk mu?


Oturabilir ve istediğinize verebilirsiniz!


Ama emin olun bugün bu süreçte olan bitenlerin tamamı özünde kıyametin ta kendisi!


Eşimin elinde iphone 13 pro max var biz önceki telefonunu verip az bir fark ödeyerek aldık.


Bugün duydum ki Türkiye’de 31.000 TL olmuş!


Yahu teknolojiyi üretmeye müsaade etmiyorsunuz,


Girişimciliği sözde teşvik ediyorsunuz bunları biliyoruz,


Kullanmaya neden müsaade etmiyorsunuz?


Telefonun üretildiği coğrafyadan daha fazla kazanç elde etmek nedir?


Gelecekte belgeseller çekilecek!


Bugün televizyon kanallarında geçmişten yadırgayarak anlattıklarınız var ya;


Siz onlardan daha korkunç bir şekilde anılacaksınız!


Biz mi?


Doğru olduğuna inandıklarımızla emin olun belki 1 belki 2 kişi okuyacak ama vakti geldiğinde Hakkın huzurunda söylediklerimizle var olacağız!


Ne diyeyim Memleketim,


Ne diyeyim!







2 Haziran 2022 Perşembe

Cabir hocam

Atlas 16 aylık oldu,


Gözümün önünde büyüyor,


12 aylık olduğunda karar verdik,


Ayşenur’la birlikte Brüksel’e taşındık,


En büyük eksiğim geçtiğimiz günlerde ölüm yıl dönümünü geride bıraktığımız Cabir Dayım,


Özlüyorum,


Eksik hissediyorum,


Atlasko’nun Cabir dayımı tanımamasının eksikliğini hissediyorum,


Düşünsenize yaşamınızda sizi anlayan yönlendiren,


Geleceğinizi şekillendiren bir insan,


Ama sonrasında bir sabah uyanıyorsunuz artık olmuyor,


Özlüyorum,


Hiçbir insan evladının anlamayacağı kadar eksikliğini hissediyorum,


Mezarının başına gidip saatlerce gözyaşı dökmek ve bizi neden bu kadar erken bıraktın demek istiyorum,


En çok ihtiyacım olan zamanda neden gittin diye sorgulamak istiyorum,


Kızıyorum;


Kendime kızıyorum aynı evin için de yaşadığımız zamanlarda neden daha çok sohbet etmedik diye düşünüyorum,


Siz, hiç sürgün hayatı yaşadınız mı?


En sevdiğinizi özleyip durdunuz mu?


Hani ona dokunmak istediniz mi?


Bazen her şeyi bırakmak ömrümün tamamını mezarının başında geçirmek istiyorum.


Bir evladım var adı Atlasko ve onun senin insani ve vicdani duygularını taşımasını arzuluyorum Dayım.


Lise 1. Sınıfta sınıf da kaldığım gün hani o sokakta bana dönüp çift dikiş olsun ne olacak dediğin günü hiç unutmadım,


Kimse anlamadı beni senin anladığın kadar,


Hiç normal biri olmadım,


Olmamamın nedeni hep sendin biliyor musun Cabir Hocam,


Tek bir hayalim vardı senin gibi bir dayı olmak,


Şerefi olmayanlar izin vermedi Türkiye’de kalamadım,


Bugün tek bir yeğenim var;


Adı: Baran…


Yarın ona bir paten alacağım 27 numara hani senin bana ve kardeşim Melike’ye aldığın kahverengi ve lacivert kapşonlu LCW gibi hatırlayacak mı bilmiyorum,


Ah be Cabir Hocam,


Ölüm yıl dönümünde döndüm Facebook sayfana baktım,


Barış hoca yazmıştı seni,


Hani arabasıyla yola çıktığımız yağan yağmurla arabayı Malatya’da tesiste bırakıp otobüs ile yola devam ettiğimiz Barış Hoca,


Ah isterdim ki basit bir yaşam yaşayayım,


Basit bir yaşamla yaşamdan göçüp gideyim,


Öyle bir iz bıraktın ki hayatımda Hocam,


Ne karakterimden ödün verebiliyorum,


Ne de duruşumdan,


Ah Cabir Hocam,


Seni özlüyorum,


Koca bir sülalede o kadar dayım oldu,


Teyzem oldu,


Akrabam oldu,


Yok senin gibi bir insan tanımadım ben,


Daha ben çocukken okuduğun yeni yüzyıl gazeteleri,


Radikal gazeteleriyle,


Okuduğun kitaplarla öyle bir iz bıraktın ki bende,


Yıllarca otursam daktilonun başına kitap yazsam,


Senin bende bıraktığın hikayeyi oluşturamam,


Bugün brükselde bir yaşam kurmaya çalışıyorum ama biliyor musun ben hala senin bana verdiğin cesareti yaşatıyorum,


Çocuktum,


Ama elimde kredi kartım vardı,


Senin verdiğin öz güven ve duruş ile hikaye oluşturmaya çalışıyorum,


Çalışacağım dayım!


Benim bir oğlum var Atlasko sırf onun senin bana öğrettiğin şekilde yaşamını özgür ve kendi olarak yaşaması için çıktım binlerce kilometre geldim,


Bana öğrettiğin gibi bana ait ne varsa yaktım,


Kendim olmayı senden öğrendim,


Kendim olursam çocuğumun kendi olmasını sağlayabilirim diye düşündüm Ah be dayım,


Bu dünyadan Cabir Hoca geçti,


Ölüm yıl dönümünde yazmamak için kendimi zor tuttum adeta geçsin diye uyuttum,


Oturdum,


Rue Gillon bizim sokağın adı ağladım,


Bu gece ne varsa sakladığım,


İçime attığım döküldü içimden,


Bir gün yeniden bululacağız,

Seninle buluşana kadar söz veriyorum Briç öğreneceğim,


Çünkü biliyorum Briç oyunu seni mutlu ediyordu hani yahoo üzerinden. Açtığım her briç oyunu ile tebessüm ediyordun.


Belki bir gün Ben, Atlasko, Babam ve sen oturur Briç oynarız,


Cennette seninle buluşmak için dua ediyorum,


Nerede biteceğini bilmesem de yaşamın mücadele ile geçmesi için emek veriyorum….


Özlem ve saygıyla


Cabir Hocam…

27 Mayıs 2022 Cuma

Sistemin Çocukları

  Yaşadığın köyün adı Kürtçe olamaz,


Çocuğuna Kürtçe isim koyamazsın,


İş yerine koca bir Kürtçe tabela asamazsın,


Okulda Kürtçe eğitim alamazsın,


Kürtçe şarkı sistemin işine gelirse eşlik edilir yoksa yasaklanır,


Kürtçü bir bakış açısıyla demokrasi kavramının üzerine giderek temel hak ve özgürlüklerden bahsedemezsin,


Sağlık alanında ana dilimde kendimi ifade etmek istiyorum dediğinde karşılık bulamazsın,


Sistemin çocukları isterse Kürt açılımı yapılır yoksa bir bir yasaklarla yüzleşirsin,


Kürtçe kendini televizyon ekranında ifade ettiğinde spikerin biri kalkıp burası Türkiye Cumhuriyeti ve burada Türkçe konuşulur der,


40 yıldır sen Kürt dersin,


O, Türk der birbirini öldürür durursun,


Farkında değilsin asırlardır birlikte yaşayan aslında kanı kanına karışmış aynı evin çocukları olarak birbirinize yasaklar koyarken,


Suriyeliler ve Afganlar geldi,


Sana sormadan dükkanların isimleri araplaştırıldı,


Mahalleler  bir bir istila edildi dün sana ait olan bugün sana ait değil,


Kimlikler alındı her birinde kendi belirledikleri şekilde isimleri yazıldı,


Sağlık sistemini kendilerine yönelik kurdular,


Eğitimlerini istedikleri gibi veriyorlar,


Sanayi, üretim ve tarım sürecini bir bir ele geçirdiler,


Yakındır önümüzdeki seçimde Kürtler seçilince kayyum atadığın belediyeler gibi belediyeleri de alırlar,


Parlamentoya da girerler,


Koca bir asırdır dedelerimizin tartıştıklarını babalarımız,


Babalarımızın tartıştıklarını çocukları olarak biz,


Bizim tartıştıklarımızı çocuklarımız tartışırken bir anda geldiler ve memlekete çöktüler,


Ulan koca bir asırdır koyun koyuna yaşıyoruz,


Birbirimizi yiyip duruyoruz,


Senden olmaya çalıştığımız da bile her türlü engeli yiyoruz,


Adamlar geldi hiçbir engel görmeden her yere çöktü ya,


Sen şimdi kalkıp bana Aynur Doğan konseri yasak diyorsun,


Yetmiyor üzerine Melek Mosso konseri yasak diyorsun,


Vay vay vay,


Adamlar gelmiş sistemin çocuklarının sisteminin içine etmiş,


Koca bir ülkeyi çöküşe doğru götürüyor,


Bitmedi sizin birbirinizi yemeniz!


Bitmedi sizin ötekileştirmeniz!


Bitmedi sizin yok saymanız!


Birebir yaşamasam görmesem diyeceğim yok ya burası öyle bir ülke değil,


Bal gibi de öyle bir ülke kardeşim,


Koca bir asırdır bitmedi sizin ötekileştirmeniz,


Yok babanız öyle,


Yok dedeniz şöyle,


Diye diye içimizde hiçbirinizde olmayan memleket sevgisini kullanmaya müsaade etmediniz.


Zibidinin bir tanesi bugün Gençlik ve Spor Bakanlığında hala Bakan Yardımcılığı koltuğunda oturuyor,


Benim içimdeki memleket sevgisini,


Vatana verdiğim,


Gelişmiş ülkelerle olan rekabete sunduğum katkıyı tartışman gerekirken oturduğu yerden atıp tutan yaklaşım,


Haydi buyur!


Çöz bakalım çözebilirsen!


Hiçbiriniz çözemezsiniz çünkü siz koltuğun hesabını yapan bir yaklaşıma sahipsiniz,


Memleketi düşünseydiniz ötekileştiren değil elin gelişmiş ülkesinde olduğu gibi kürdü, türkü, zazayı, boşnakı, çerkezi, ermeniyi, ingilizi, fransızı ayrıştırmadan memleket için emek vermeye odaklardınız!


Yok kardeşim!


Bu sistemin çocukları kökten değişmedikçe yarın mazot 50 Lira da olur 150 Lira da olur.


Bu parti meselesi,


Irk,


İnanç meselesi değil,


Kardeşim!


Memleket kimsenin babasının çiftliği değil,


E tepedeki memlekette ne kadar hak sahibiyse,


Söz sahibiyse ben de sen de o kadar söz sahibiyiz.


Ötekileştirdikçe içine ettiler,


Gelinen noktada Türkiye’yi terk etmeme değil,


Onca yıl hiçbir örgütünüze,


Cemaatinize,


Tarikatınıza mensup olmadan inandıklarımız içim memleket adına emek verdik,


Yok kardeşim yok!


Yarın Arapça eğitimde başlar,


Mecliste’de olurlar,


Belediyede yönetirler,


Birbirinizi yemeğe devam edin,


Bizim torunlarımız da bu saçmalıkları tartışsın dursun,


Dünya uzaya giderken biz yerli ve milli araba diyelim,


2023,


2053,


2071,


Yetişmezse ne olacak,


3023, 3053, 3071 var,


O da yetişmezse 4000, 5000 hedef mi yok.


Bu kafayla devam ettikçe seçilerek koltuk verilen kendisini vazgeçilmez zanneder,


Yönetilen ise kulluğu haktan başka herkese yapar durur.


Gerçekten Türkiye’yi anlamak için Türkiye’nin dışına çıkmak gerekiyor!


Yok kardeşim yok,


Kendi kendine bu kadar zulmeden bir başka toplum var mıdır bilmiyorum?


Fakirleşiyormuşuz,


Yok ya fakirleşen kim hedef 2023 tüm Türkiye vatandaşları milyoner olacak,


Geçmişte zaten hepimiz milyoner değil miydik?


Baba 1 milyon göndersene,


Gelecek yıl görün bakın milyoner listesi ne oluyor,


Ama o milyonlar çöp oluyor çöp…


Ah memleketim!


Ah memleketimin gençliği!


Ben, sadece dünyanın parçası olması gerekirken sistemin çocuklarının oyuncağı olan gençliğe üzülüyorum!


Hakan demiş ya Z kuşağı oy kullanmasın diye doğru Z kuşağı kullanmasın,


Kullanırsa sistemin çocuklarının hepsini yiyecek yiyecek!


Selamlar


Ahmet K.

20 Nisan 2022 Çarşamba

Fark Et!

 65 dünya ülkesi,


Dünyanın istediğim tüm yerlerine ayak bastım.


İlk defa uzun soluklu yurt dışına gelmiyorum,


2008 yılında İtalya'da,


Daha sonra Slovakya'da yaklaşık 1 yıl kaldım.


İlk defa yerleşme amaçlı geliyorum.


Uzmanlık,


Koordinatörlük,


Genel Koordinatörlük,


Meclis'te Danışmanlık,


Bakanlıkta Danışmanlık,


Kendimi tekrar ettiğim anda yenilenme için harekete geçtim her seferinde.


Her yaptığım işte eş zamanlı olarak edindiğim kazanım ve tecrübeleri benden sonraki nesillere miras olsun diye konferanslarda anlatırken,


Bir taraftan da 3 kitap yazarak bir araya getirdim.


Tam kendimi tekrar etmeye başlamıştım ki,


Yol beni çekti.


40 gün oldu Brüksel'e geleli,


Nereden baksan her köşe başında bir tanıdık var diyebilirim,


Sokakta gezinirken simalar her geçen gün daha tanıdık geliyor.


Emin olun kimse kendi ülkesinin dışında yaşamak istemez.


Lakin memleket öyle bir hal aldı ki,


Her gün bir curcuna var.


Ben bu hareketliliğin içinde ömrümü kaybetmek istemediğimden belki de tercihimi yaptım.


Düşünsenize sabah uyandığınızda nasıl bir gündemin sizi beklediğini bilmiyor,


Yarına dair hiçbir plan yapamıyorsunuz,


Çünkü bir önceki gün A olan bir sonraki gün Z olabiliyor.


Denge ve tutarsızlıklar o kadar fazla ki sesini yükselttiğinde bir anda vatan haini ilan etme potansiyeline sahip özünde vatana hiçbir hayrı olmayan ama işte ahkam kesen zibidilerle karşılaşıyorsunuz.


Geldikten sonra her kesimden insanlarla sohbet ederken,


Durumun her geçen gün daha kötüye gittiğini duymak üzüyor.


Düşünsenize Türkiye'de insanların sadece %15'i pasaport sahibi yani dünyadan kopuk bir şekilde yaşayarak tükeniyor yaşamlar.


Bugün Brüksel'deyim,


Yarın kim bilir nerede,


Bir fincan kahve,


Önümde bilgisayarım,


Masamda geldiğim ülkeye dair öğrenme arzumu taşıyan notlarım,


Yazıyorum,


Okuyorum,


Dinliyorum,


Tanıyorum,


Öğreniyorum,


Ne coğrafya umursuyorum,


Ne de başka bir şey,


Sadece inandıklarımın peşinden gidiyorum.


Doğru bildiklerimi savunmak varken,


Doğru bildiklerimin karşısında savunamadıklarımın olduğu bir yaşam anlamsız geliyor.


Her güne aynı başlamak mı?


Yoksa her güne bir öncekinden farklı başlamak mı?


Sanırım mesele biraz daha bu.


Hiçbirimiz bir diğerinden zeki değiliz ya da şanslı değiliz.


İçimizde sadece daha cesurlar,


Ve, kendisine verilen zekayı geliştirme çabasında olanlar var.


Emin ol Steve Jobs'un garajı sende olsa ve gördüklerini görmüş olsan,


Ya da Elon Musk'a sunulanlar sana sunulmuş olsa,


Sen de çok farklı olabilirdin.


Hala geç değil.


Yaşının kaç olduğunun bir önemi yok.


Harekete geçerek kendi arayışını başlatman,


Ve, kendini bulman önemli olan.


Aslında geç kaldık dediklerimizin hiçbiri için geç kalmıyoruz,


Sadece cesaretimiz olmadığı için geç kaldığımızı düşünerek bilinç altımıza itiyoruz.


Bu yazıyı okuduysan sonuna geldiğine göre okudun!


Ya cesaretini ortaya koyacaksın,


Ya da bilinç altına iteceksin! 


Fark et! 


Önce kendini fark et! 


Beni sorarsan 66. ülkeye doğru yola çıkıyorum... 


19 Nisan 2022 Salı

Kendinin, aynadaki senin farkına var!

Vazgeçenlerden misin,

Yoksa vazgeçmeyenlerden mi?

Yaşamı düşünerek mi yaşayanlardansın yoksa düşünmeden yaşayanlardan mı?

Su birikintisinin yanındasın,

Yaşadığın coğrafyanın sana sunduğu nehrin, golün, denizin kıyısında mısın yoksa  okyanusun kıyısına ulaşabiliyor musun?

Doğdun,

Çocuktun,

Büyüdün,

Kim bilir belki de yaşlandın!

Kimimiz doğarken yaşlıdır,

Kimimiz ise yaş ilerledikçe gençleşir!

Hayalleri olanlar,

Hayallerini diri tutabilenler gençleşirken,

Peki ya hayal kavramını unutanlar,

Zaten yaşlanmışlardır!

Sevgilin oldu,

Evlendin,

Belki de çocuğun oldu!

Evlilik bir kısıt mı oldu yoksa hayallerini daha özgür bir şekilde kurman ve gerçekleştirmen için güç veren mi oldu!

Evlenmek,

Yaşam birleştirmek...

Bu kavramı anlamadan kararı vermemek gerek.

Birlikte uyumak,

Evde birinin olması,

Çocuk sahibi olmak vs bunlar hiçbir zaman mutlu kılan evlilik olmadı.

Peki ya mutluluğa ulaştıran evlilik? 

Ortak bir hedefe yürümek değil, 

Herkesin kendi hedeflerine yürümesi ve yürünülen yolda birbirini hayallerle beslemesi... 

Yaptığın iş,

Çalıştığın masa,

En büyük geliri kazanan olsan da,

Yaptığın işin seni beslemesi mi yoksa kazanç mı?

Her gün heyecanlandığın,

Hayal kurduğun,

Senin ruhunu besleyen bir işin varsa doğru yerdesin demektir, 

Monotonlaşmış, 

Birbirini tekrar eden, 

Senin gelişmeni sağlamayan bir işin varsa, 

Aslında ruhuna ıstırabı veriyorsun hepsi o kadar. 

Yaşamı anlamadan yaşayanlar, 

Ve, anlayanlar! 

Her günü bir öncekinin aynı olup mutluluk oyunu oynayanlar, 

Ve, mutlu olanlar!

Sıradanlaşanlar, 

Ve, sıradan olmayanlar! 

Hayal kuranlar, 

Hayal yoksunu olanlar! 

Sahi ya sen hangi kategorideydin! 

Kendinin farkına var, 

Mutluluk senin elinde ve sen mutluluk için sadece aynadaki seni görmelisin... 

14 Nisan 2022 Perşembe

Brüksel'e geleli 1 ay oldu...

 Bugün tam 1 ay oldu.


Size ait bir ülke,


Şehir,


Kurum,


Ev,


Size ait olan emekker ve yıllar.


Bir sabah uyanacaksın,


Sonra sen eşinin eşin senin gözlerine bakacak,


Sen bakarken,


Gözlerini açacak ve uykudan uyanacak oğlun,


Daha önünde kaç yıl olduğunu bilmediğin bir çocuk,


Benim, bizim yaşadıklarımızı çocuğuna yaşatmayı hakkın görmeyeceksin,


İyi şeyler yaptıkça,


Başarıdan başarıya koştukça hikayen güçlenirken,


Yol kat ederken,


Hiç ummadığın bir anda karşına çıkan liyakatsiz yönetim ve atama anlayışına ne kadar tahammül edebilirim diye sorgulayacaksın,


Ya karakterim ve hayallerim diyeceksin,


Ya da sıradanlaşmak ve sana ait olan ne varsa geride bırakmak diğerleri gibi yalakalık yaparak,


Tetikçi olacaksın,


Karakterin ve hayallerinin seni bugüne taşıdığını fark edeceksin,


Eşinin gözlerine baktığında,


Yaşadıklarını zaten bildiği için,


Konuşmaya gerek bile duymadan,


Sorgulamadan,


Kendinizi evi toplarken bulacaksın,


Zor imkansız denilene bir yürüyüş olsa da,


Senin için basit olan aslında çünkü daha önce de defalarca yapmış olacaksın,


Hayatı sıfırlamak,


Sil baştan başlamak seni korkutan bir şey olmadığından belki de,


Evlenirken aldığın eşyalar,


Sana ait olan evin,


Araban,


Ne varsa hepsini bir günde satacaksın,


Dilini,


İnancını,


Kültürünü bilmediğin bir coğrafyaya doğru hareket edeceksin,


Daha önce turist olarak gezme amaçlı gelmiş olsan da bu sefer durum farklı,


Çünkü hayallerini,


Emeklerini,


İnandıklarını beraberinde taşıyacaksın...


İşin,


Aşın neyse de aileni,


Sevdiklerini,


Hikaye toplarken karşılaştıklarını geride bırakacaksın.


Sonra bir zamana bakacaksın,


Geleli 1 ay olmuş diyeceksin,


Her gün sabah aynı stres,


Haksızlık,


Liyakatsizlik,


Ve, en önemlisi haklı olduğunu bildikleri halde susan insanların arasından bir anda yepyeni bir hikayeye ulaşmış olman,


En önemlisi yıllarca biriktirdiğin hikayelerine dokunuyor olabilmek hiçbir şekilde yalnız hissettirmeyecek,


Belki evin olmayacak,


Belki araban olmayacak,


Belki memleketindeki gibi bir yaşamın olmayacak,


Ama kendin, ailen ve çocukların için hayallerinin peşinden gitmiş olmak hiçbir gününü bir öncekine benzetmeyecek.


Zaten hep böyle olduğunu bileceksin,


Seni seven,


Seninle yol yürümek,


Hayatı paylaşmak isteyenler de zaten bundan dolayı eşlik etmedi mi?


Yol da kalanlar,


Geri de bıraktıkların da karakterinden dolayı değil miydi?


Anlaşılmak gibi bir derdin olmayacak,


Kul anlasa ne olur,


Anlamasa ne olur demeyi bileceksin!


Yalakalık yaparak bir yere varmak ve her gün vardığını kaybetmek yerine kendin olmayı tercih edeceksin,


Baba oldun mu zaten oğluna bırakacağın miras ne olacak sorusu seni bulacak!


O an işte temiz bir karakter ve hikaye toplarken kendini özgür hissettiği bir yaşam diyeceksin!.


Maddiyat mı?


Bırakmak isteyen bıraksın.


Sen onlardan olmayacaksın.


Dedelerin zaten yeterince maddiyat bıraktığından bırakılanın akıbetini en iyi sen bildiğinden umrunda olmayacak.


Yeni bir dil öğrenmeye başlayacaksın!


Hani oğlunla birlikte sende konuşmayı yeniden öğreneceksin.


Garip garip sesler çıkarırken bir anda sende kendini garip seslere eşlik ederken bulacaksın.


İlk kelimeyi hangimiz daha iyi çıkaracak diye heyecanlanacaksın.


Oğluna aldığın oyuncakların dilinin değişmesi bile heyecanlandıracak seni.


Gelirken ne iş yaparım,


Nasıl yaşarım diye çok fazla düşünmeyeceksin,


Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da insan ilişkilerinin seni doğruya ulaştıracağını bileceksin.


Yüksek bir tepeye çıkıp şehir ışıklarını izler gibi uzaktan bakacaksın her akşam memleketine,


Ve, kendi yaşamlarının bile farkında olmadan soluk alanları gördükçe sadece üzüleceksin.


Elinden gelen olmayacak çünkü asırlık bir alışkanlıklar dizisi ve miras öyle hemen değişmez bileceksin.


Sadece sıradan olmaya kendini kaptırmamak için inandıklarınla birlikte yolculuğa devam edeceksin.


Hiç tanımadığın bir ülkede,


Tanımadığın bir şehirde,


Tanımadığın insanların arasında her gün kaybolacaksın,


Keşfettiklerinle öğrenmeye devam edeceksin...


Brüksel'e geleli 1 ay oldu.... 

26 Kasım 2021 Cuma

Beylik Sadece Erkeklere Mahsus Değildir

 İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun 


Beylik Sadece Erkeklere Mahsus Değildir


Yaşanmışlıkları,


Biri çok erken vefat etmiş sonrasında 3 evladını yaşarken toprağa vermiş,


Anneannem Zekiye Hanım vefat etti.


Orkestra şefiydi sağlığında yöneten ve yönlendiren bir Anneanneydi.


Dile kolay 11 çocuk annesi olmak,


Ve, çocuklarından 3 tanesini hayattayken toprağa vermek,


Asaleti geldiği Hanede değil,


Gelirken de beraberinde getirmişti.


Hem Bey kızıydı,


Hem Bey evine gelin gitmişti,


Bunların hepsinden önemlisi ise Muallim Cabir Hocanın annesi olmaktı.


Beylikten daha önemli olanın eğitim olduğunun farkında olduğundan okuyanlara daha fazla değer veriyordu.


Babamı hiçbir zaman damat olarak görmedi babamda onun için evin içinden bir evlattı, 


Rahmetli Babaannem Oneyi de hiçbir zaman dünür olarak görmedi, 


One, onun için ablaydı, 


Kardeşti. 


Bazı değer yargıları anlatılarak öğrenilmiyor, 


Görerek örnek alıyorsunuz, 


İçselleştiriyorsunuz, 


Bugün evliliğimdeki tüm değer yargılarını dinleyerek değil, 


Görerek öğrendim ben. 


Zekiye Hanım:


Dağıtmayı seviyordu,


Neyi varsa paylaşıyor,


Kapıya gelen kim olsa eli boş göndermiyordu, 


Evde hiçbir şey olmasa çocukken dolaptakini verdiğini görmüşlüğüm var. 


Çocukları mutlu etmek için elinden geleni yapıyor,


Sanırım Anneanne evinin bayram sabahları ilk durağımız olmasının,


Baynal Apartmanda buluşmanın nedeni anneannemdi.


Cabir Dayım,


İbrahim Dayım,


Zeynep Teyzem,


Emine Teyzem hani Dayıdan Teyzeden çok o evde buluşanlar sanki hepimiz kardeş gibiydik,


Aynı evin çocukları,


Aile kavramının kutsallığının bende oluşmasının gerekçesi Anneannemin eviydi.


Nenegile gidiyorum cümlesi ortak sesimizdi. 


Birlikteliği,


Paylaşmayı,


Tencerede ne varsa kaynayan etrafında oturmayı,


Birlikte eğlenip,


Birlikte ağlamayı ben o evde yaşadım.


Evin kolonları da çatısı da anneannemin kendisiydi,


Evden biri eksilse de,


Evin adresi değişse de,


Bizim için değişen hiçbir şey olmuyordu çünkü ev nesneydi anneannem ise özneydi.


Anneannem vefat etti,


Zekiye Hanım,


Tek bir bakışı ile vermek istediği mesajı ileten, 


Eğer söylemek istediği varsa bunu topluluk içinde bile bakışları ile anlatan Beylik kavramının zihnimdeki simgesi vefat etti.


Şimdi Simsor'da asıl övündüğü Muallim Cabir Hocanın hemen yanında yatıyor,


İnsanlar ölünce evlatları ile karşılaşırlar mı ki?


Bilmiyoruz,


Görmedik hiçbirimiz,


Gidip gelen olmadı,


Merak ediyorum bizi birlikte mi bekliyorlardırq acaba... 


Ama inancım Zekiye Hanımın,


Anneannemin bir gün yine çatısının altında hepimizi toplayacağı,


Zamanın esiriyiz her birimiz,


Paylaşılamayan ne varsa geride bırakıyoruz ve sonra gidiyoruz,


İnsanı gittikten sonra yaşatan tek şey bıraktığı iz oluyor,


Torununun torununu görme mutluluğunu yaşamış,


Bey Kızı olarak doğmuş,


Muallim Cabir Hocanın annesi olmaktan gurur duymuş,


Biz 1 çocuk idare edemezken 11 çocuk ve koca bir ailenin arasında birliktelik, samimiyet, paylaşım kültürünü yaşamın karşısına çıkardığı tüm zorluklara rağmen oluşturmuş Zekiye Hanım kapıyı kapattı,


Ve, hepimizin ortak ikamet adresine kilit vuruldu.


Birazdan uçağın tekerleri piste değecek,


Sonra yağmurlu bir Bingöl gününde,


Çocukluğumun sokak aralarından geçerek, 


Hani yolda karşıdan karşıya geçerken anneannemin araba çarpacak korkusuyla kaldırımlar arasında elimizden tutup koştuğu, 


Bizden parçaların arasından, 


Anneannemin ama aynı zamanda Beylik sadece erkeklerde karşılık bulmaz dedirten yaşam hikayesiyle Zekiye Hanımın mezarına gideceğim.


Yaşarken kıymetini bildim,


Yaşarken Anneannem derken gururlandım,


Yaşarken torunuyum derken kendimi hep iyi hissettim,


Kendinde olsa da olmasa da Beylik vermekle, paylaşmakla olur diyen ve arkasında iz bırakan Bey Kadın,


Allah mekanını cennet eylesin.


Gözyaşı dökmedim,


Belki de döktüm fark etmedim, 


Çünkü iz bırakanlar her daim yaşarlar,


Kim bilir belki gökyüzü hepimizin yerine ağladığından hiçbirimiz gözyaşlarımızı fark etmiyoruzdur, 


Zihnimde ölümleri kabul etmeden yaşatmaya devam ediyorum,


Ve, bunu yapabildiğim için kendimi iyi hissediyorum.


Mekanın evlatlarının ve sonrada bizim yanımız olsun Anneannem...