4 Ağustos 2019 Pazar

Küresel Vatandaşlık - 2

Küresel Vatandaşlık 

Sen, beni tanımıyorsun,

Bende seni tanımıyorum,

Aslında birbirimizi tanıyor veya tanımıyor olmamızın hiçbir önemi yok,

Önemli olan sadece farklılıklarımızla ortak bir amaç etrafında buluşmak,

Dün Küresel Vatandaşlık diyerek bir başlangıç mesajıyla süreci başlattık,

Sonra whatssapp’ta kurduğumuz bir grupta bir anda 200’ün üzerinde birbirini tanımayan genç bir araya geldi,

Listeye şöyle bir göz gezdirdim,

Çünkü ilk defa böyle bir şey yapıyordum,

Hiç tanımadığım,

Dünya’ya bakış açısını,

İnancını,

Kültürünü,

Yaşadığı şehri,

Siyasi görüşünü bilmediğim gençlerle ortak hedef için bir araya geliyorduk,

Tam da projenin sloganında yazdığımız gibi farklılıklarımız ortak zenginliğimizde ve bizim bu zenginliği gerçek bir zenginlik olarak görmek ayrıştırmadan birleştirmemiz gerekiyordu.

Dünya’da her gün biraz daha yükselen milliyetçilik akımı, toplumların kendi içine kapanmasına ve kendileri dışındaki dünyayı yok saymalarına neden olurken,

Bunun yerine insanı odağına alan hümanist bir yaklaşımla ayrıştırmadan kalplerimizdeki cesareti ortaya koymamız gerekiyor.

Biliyorum genç kardeşim sende gelecek kaygısı yaşıyorsun,

Seni tanımıyor olsam da beni tanımıyor olsan da biliyorum ya üniversite okuduğunu sonrasında ne yapacağım diye düşündüğünü,

Ya iş aradığını,

Ya da mecbur kaldığın için çalışmak zorunda kaldığın işi yaparken özünde mutsuz olduğunu,

Biliyorum,

Biz, aslında birbirimizi tanımasak da birbirimizi çok iyi anlayan insanlarız.

Küresel Vatandaşlık ilk projemiz değil,

Emin ol son projemizde olmayacak,

Çünkü arzuladığımız değişim tek bir projeyle gelmeyecek,

Emek vermemiz gerektiğinin,

Değişim için mücadele etmemiz gerektiğinin,

Hayal kırıklıklarımız olsa da vazgeçmememiz gerektiğinin çok iyi farkındayız.

Yıl 2003 Herkese Kitap adlı projeyi gerçekleştirdiğimiz tarih,

Yıl olmuş 2019 ve biz hala hayallerin peşinden gitmeye devam ediyoruz,

Bazen insanlar değişiyor,

Birileri geliyor,

Birileri gidiyor,

Ama inandıklarımızdan vazgeçmeden nerede olursak olalım yolumuza devam ediyoruz,

Bazen projeler yazıyoruz red ediliyor,

Bazen projeler yazıyoruz kabul ediliyor,

Çok uzun süre red yediğimiz zamanlarda olsa vazgeçmemeyi her seferinde biliyoruz.

Genç kardeşim,

Meselenin özü bizim için yaşadığımız coğrafyadaki yaşamın dünyanın farklı coğrafyalarında gördüğümüz yaşamlardan daha iyi bir noktaya taşınması,

Bunun için önceliklerimizden bir tanesi insan ve vicdani duyguların yeni nesillerde gelişmesi.

Ne senin ne benim yaşadığımız coğrafyadan başka gidebileceğimiz bir coğrafya yok.

Çünkü sevdiklerimiz,

Yaşanmışlıklarımız,

Hayallerimiz,

Hatıralarımız,

Ailelerimiz,

Arkadaşlarımız bize ait ne varsa hepsi bu yaşadığımız coğrafyada.

İşte tam da bu yüzden yaşadığımız coğrafyadaki değişim ve dönüşüm sürecine birilerinin gelip bizi bulmasını beklemeden,

Ahmet olarak,

Mehmet olarak,

Ayşenur, Fatma olarak emek vermemiz gerekiyor.

Hiç birimiz mükemmel değiliz,

Olmak zorunda da değiliz ama farklılıklarımızla bir araya geldiğimizde mükemmeli en iyi birbirimizi tanımasak da sen ve ben oluşturabiliriz

Bu yüzden proje tam da isminden anlaşılacağı üzere tüm farklılıklara açık,

Bu sefer her zamankinden daha cesuruz çünkü amacımız içimizdeki insani ve vicdani duyguları yükseltmek.

Mesele yaşamda bir şey olmak mı sadece?

Bir şey olmak için mücadele edenlerin aslında hiçbir şey olamadıklarına her gün şahitlik ediyoruz,

Mesele yaşamda iz bırakacak süreçlerin bir parçası olmak.

Bu bir tercih meselesi bugün kurduğumuz whatssapp grubuna katılarak adım atanlar aslında bir adım attılar,

Bize düşen ise bu adım atanların birlikte çalışma kültürüyle birbirlerini tanımadan da yapabilecekleri olduğunu göstermek ve Küresel Vatandaşlık kavramının birlikte içini doldurmak.

Bugün yaşadığımız şehrin dışında bir çok şehre gideceğiz,

Belki sizler organizasyonlar düzenleyeceksiniz belki bizler ama gittiğimiz her yerde Küresel Vatandaşlık bilincini ve içimizde dışımızda fark etmeksizin dünyanın her yerinde yaşayan insanların aslında bizim bir parçamız olduğunu yaygınlaştıracağız. 

Bir anda herkesi Küresel Vatandaşlık bilincine ulaştıracağız diye yola çıkmadık,

Biz belki içinizden bir kişinin belki de bu grupta olmayan, bu yazıyı okumayan birinin dünyaya bakış açısını değiştireceğiz.

O, bir kişinin bakış açısını değiştirmek emin olun çıktığımız  yolda en büyük başarımız olacak.

İnanarak çıktık yola sadece bir kaç kişiydik düne kadar,

Bugün bir anda 200 kişiden fazla kişi bu amaç doğrultusunda gönüllü olarak whatssapp grubunda buluştu.

Şimdi sizden beklentimiz #KüreselVatandaşlık hashtagini kullanarak ulaşabildiğiniz her yerde paylaşımlar yapmanız ve bu bilincin yayılma sürecine katkı bulunmanız.

Sen beni tanımıyorsun,

Ben, seni tanımıyorum ama birbirimizi tanımadan bir amaç etrafında buluşarak birlikte bir şeyleri başarmanın yaşadığımız coğrafyada mutluluğunu yaşar mıyız işte bunu deniyoruz.

Belki de başardık ama denemeye devam ediyoruz.

İyi pazarlar diliyorum

Ahmet K.

2 Ağustos 2019 Cuma

Küresel Vatandaşlık


Küresel Vatandaşlık Projesi
İnsan Yaşamına Dokunmak,
Hikayelere Dokunmak,
İlk iki kitabımın isimleri…
Her birinin ayrı bir hikayesi var.
İç dünyamın birikmişlikler, toplanan hikayeler, gözlemler, tanıdığım insanlar, yaşadığım olaylar karşısında oluşturduğu birikim ve iç duruşun bir sonucu olarak ortaya her seferinde farklılıklar çıktı,
Bir gün üçüncü bir kitap yazarsam adını Küresel Vatandaşlık koyacağım ve yolda tanıştığım hikayeleri ve bu ülkenin içindeki yaşanmışlıkları bir araya getireceğim diyordum,
İlk defa kullanmıyorum bu kavramı,
Yıl 2011 Siirt’te GAP Gençlik Festivalini gerçekleştirirken ortaya attığım temanın adıydı Küresel Vatandaşlık,
Atsushi Miyazaki,
Japonya’dan Van’a uzanan ölümsüz bir hikaye,
Van’da yaşanan artçı bir depremin ardından binlerce kilometre kat ederek Japonya’dan yola çıkan ve hiç tanımadığı insanlar için mücadele ederken artçı bir depremde vefat eden Atsushi Miyazaki,
Tanımak gerekmiyor her zaman,
Bazen tanımadan da parçası olmak gerekiyor,
Korkunç bir asrın çocuklarıyız,
Her birimizin ayrı ayrı yaşanmışlıklarının arasında boğulmuşluğu varken dünyanın içindeki olaylara karşı kayıtsız bir şekilde yaşıyoruz,
Bazen sırf popülizm olsun diye esen rüzgarın peşinden sesimizi yükseltiyoruz,
Sonrası hepsi bu kadar işte,
Yükselen sesimizin neden yüksekliğini bile sonrasında unutuyoruz,
Yükselmeli sesler,
Her zamankinden daha çok yükselmeli,
Belki de çığlık çığlık birleşmeli,
Farklılıklar bir araya gelmeli,
Ve, özgürlüğün hür sesi bir ritim oluşturarak içinde yaşadığımız olumsuzluklara rağmen dünyanın içindeki yaşanan korkunçluklara karşı birlik olarak yükselmeli,
Küresel Vatandaşlık,
Bir hikaye başlamalıydı ve sonrasında ortaya farklılıkların ortak sesi çıkmalıydı.
Şimdi başlıyoruz,
Farklılıklarla bir araya geleceğiz,
Küresel Vatandaşlık kavramını konuşacağız,
Ve, en önemlisi de sadece konuşmakla kalmayarak Atsushi Miyazaki bakış açısına sahip içimizdeki aktörlerin sayısının artması için mücadele edeceğiz.
Biliyorum,
Dünyayı tek başımıza değiştiremeyiz ve etrafımızı sarmış korkunçlukları ve yaşanan olayları bitiremeyiz ama en azından bize düşen sorumluluk sahibi bireylerin sayısını arttırarak bir yol açabiliriz,
Bir yol açmak için başlangıç yapıyoruz,
Küresel Vatandaşlık kavramını konuşmak için sahaya çıkıyoruz,
Hep inandığımız gibi küçük dokunuşlar büyük değişimler getirecek,
Biz, içimizdeki değişim arzusunu yaşadığımız coğrafyaya ve yaşadığımız coğrafyadan parçası olduğumuz bize ait dünya adlı gezegene yaymak için mücadele edecek yol arkadaşlarımızla buluşacağız.
Bu süreçte benimde söyleyeceklerim var,
Yapılması gerekenler var,
Benimde Küresel Vatandaşlık ile ilgili bir hikayem var paylaşmak istiyorum diyen herkese kapımız açık,
İçimizdeki iyi örnekleri bir araya getirelim ve sonrasında yeni nesiller için rol modeller nasıl oluşur işte buna sorunun bizatihi sahibi olan biz gençler olarak kendi kendimize bir başlangıç yapalım,
Bir şeyleri bekledikçe gençlik dediğimiz süreç avuçlarımızdan akıp gidiyor, hala vakit varken,
Ve, ne zaman biteceği belli olmayan yaşamın içerisinde soluk alıp verebiliyorken,
Küresel Vatandaşlık diyerek bir araya gelelim…
İçimden projemizin kabulünü öğrendiğimde ilk geçen cümleler bunlar oldu. Paylaşır ve daha fazla kişiye ulaşmamızı sağlarsanız sevinirim.
Şimdilik bu kadar
Ahmet K.

26 Mayıs 2019 Pazar

Cabir Hoca...

İyi olacaksın,

Duruşun olacak,

Öyle esen rüzgara göre şekil almayacaksın,

Bazen fırtına gibi esse de rüzgâr sen sen olacaksın,

İnsan biriktireceksin mesela,

Her gün karşılaştığım,

Tanıdığım insanlar hep bir değer diyeceksin,

Zamanın ötesine taşıyacaksın dostluklarını,

Seveceksin insanı insan olduğu için,

Doğayı,

Hayvanları,

Kuşları mesela cıvıltısını duyduğunda heyecanlanacaksın bu nasıl bir coşkudur diyeceksin,

Olmayacak öyle günlük kazançlarla işin,

İyilik yapacaksın mesela ama bunu göstermek gibi bir gayen olmayacak,

Zaten gören Hak var diyerek gösterişten kaçınacaksın,

Her şey benim olmalı demeyeceksin mesela,

Bileceksin paylaşmayı,

Benim olmamalı her şey bizim olmalı demeyi becereceksin,

İnsana değer vereceksin ve verdiğin değeri sadece verdiğin kişiye hissettireceksin,

Ben insana değer veriyorum diye göstermeyeceksin,

Çocukları mesela seveceksin,

Emek istediğini bileceksin çocukların,

Öyle meselenin sadece çocuk yapmak olmadığını asıl meselenin çocuğu yetiştirmek olduğunun farkında olacaksın,

Maddeci olmayacaksın mesela maneviyatı yaşamayı bileceksin,

İnancın olacak mesela ama inancını Hak olan ile aranda bir dostluk olarak göreceksin,

Herkese göstermek yerine sadece Hak olana kulluk yapacaksın,

Seveceksin doğayı, insanları, gezmeyi,

Yaşadığın dünyanın dışındaki yaşamın dışına çıkacaksın mesela genişlettikçe dünyanı huzuru daha derinden hissedeceksin,

Kitapların olacak yaşamında dokunduğun, seveceksin kitapları, her birinin ayrı bir hikayesi olduğunu ve yapraklarına dokunduğunda sana verdiği entellektüel birikimi yakalayacaksın,

Ben, mutlu olmalıyım diye çırpınmak yerine Biz demeyi, birlik olmayı ve birlikte olan mutluluğun verdiği hazzın farkında olacaksın,

Cabir Hoca geçti Simsor’dan, Bingöl’den, Türkiye’den,

Ve, bu dünyadan,

Üç gündür dinliyorum,

Farklı ülkelerden,

Farklı şehirlerden zamanın bir yerinde yolunun kesiştiği insanlardan dinliyorum,

Duyan bulduğu ilk uçağa,

Otobüse,

Arabaya binerek geliyor,

Her gelen farklı bir hikayesini anlatıyor,

Bir insan birbirinden bağımsız bu kadar çok insanda nasıl bu kadar iz bırakabilir anlamak gerçekten zor,

Çocuktum kalp krizi geçirdiğinde,

Yaşamının büyük bir kısmını kalbiyle mücadele ederek geçirdi,

Kalbi her durduğunda yaşama karşı arzusuyla o zayıf bedeninde çakan pil ile yeniden hayata tutundu,

Hastaneye yatması,

Yoğun bakımda olması,

Artık neredeyse hepimiz için sıradanlaşmıştı,

Daha geçen hafta aramıştı Karadeniz’e bir gidelim diye,

Sonra o dünyalar zengini yüreğini yine esir aldı bedeni kalbi,

Bir umut,

Emindik aslında yine pes etmeyecek,

Çıkacak diyorduk hastaneden,

Sonra bir anda gitti...

Gittiğinde mi ardında bıraktığı mirası kimse tahmin etmiyordu,

Mirası açıldı Cabir Hocanın öyle mal mülk yoktu içinde 56 yıllık yaşamına biriktirdiği hikayeleri vardı,

Hepsi bir anda sardı etrafımızı,

Her gelen hikayeyle birlikte bıraktığı mirasın büyüklüğünü gördük,

Bugün gittim Dayımın mezarına,

Öylece baktım toprağa,

İnsanların anlattığı hikayeleri anlattım sessizce,

Her zamanki gibi dinledi,

Tanıdığım en iyi dinleyiciydi,

Belki de bu yüzden entellektüel birikimi bu kadar yüksekti;

Koca bir miras bıraktı ardında,

Bir şehir düşünün küçük bir Anadolu şehri Bingöl,

Binlerce insan,

Hep birlikte ağladılar,

Ve,  şehrin üzerindeki matem havası bir duyguyu hissettirdi.

Biz, hepimiz hiçbirimiz vazgeçilmez değiliz,

Hakkın vademize dair emri geldiğinde bitiyordu yaşam,

Eğer iyi bir insan,

İyi bir Müslüman olmayı becerebiliyorsak o vakit herkes kalbinden iyi bilirdik diyerek duayla, gözyaşıyla uğurluyordu,

Sevmek,

Ve, sevilmek,

Cabir Hoca hem sevdi hem sevildi,

Sonra da sessizce gitti,

Hani hepimiz Cabir Hocayı tanıyorduk ama o gittikten sonra herkes bir dana tanıştı ve öyle bir etki bıraktı ki,

Mırıldanarak kalbimden Işıklar içinde uyu hem iyi bir insan hem de iyi bir Müslüman olmayı başarmış Dayım benim.

Sevenlerine not:
Hani hep sevdiği doğanın içinde bir ağacın gölgesinde uyuyor Cabir Hoca,

Bu dünyada iyi olup gelin ki hep birlikte buluşalım der gibi...



24 Mayıs 2019 Cuma

Simsor’un Cabir Hocası - Dayım...

Simsor’un Cabir Hocası,

Bingöl’ün İl İzci Kurulu Başkanı,

Yusuf Beyin oğlu,

Dayım,

Beylik almakla değil vermekle olur diyen bir karakter,

Çocukluğumda her seyahate çıktığında dört gözle yolunu gözlediğimiz,

Çünkü her geldiğinde bize getirdiği hediyelerle yüzümüzü güldüren Dayım,

Entellektüel birikimiyle, sohbetiyle bir defa bile otursanız sizde iz bırakarak etkileyen bir derinlik,

Hani siz Ahmet’i hep yaptıklarıyla, başardıklarıyla, topladığı hikayelerle, dokunduğu yaşamlarla tanıdınız ya,

İşte beni ben yapan,

İzcilik nedir,

İzcilik nasıl olur,

Bingöl’ün çocukları, gençleri izci olmalı Bingöl’ün dışındaki dünyanın bir parçası olmalı diyen dayım,

Sadece Yeğeni olduğum için değil içinde arzu istek olan bir genç olduğum için yaşamına dokunduğu gençlerden biri oldum,

Hiç maaşını aldığına şahitlik etmedim,

Her ay maaşı yattığında Simsor’un, Bingöl’ün gençlerinden okumak isteyen, yol yürümek isteyenlere dağıtan Cabir Hocamız,

Hiç evlenmedi,

Çocuğu yoktu,

Ama binlerce genci çocuğu gibi sahiplenmiş,

Yaşamlarına girmiş,

Başarılarıyla hep gururlanmıştı,

Yaşadığı gururu da hep kendi içinde yaşayan,

Yaptıklarını kimseye göstermeyen Dayım,

Ben, onun çocuklarından sadece bir tanesiydim,

Derinliği, yaşama bakışı, insanları seven hali, sadece dost biriktiren ve çoğumuzun başaramadığını başararak dostlukluklarını zamanın ötesine taşıyan Cabir Hocam,

Dost biriktirmek, insan biriktirmek, insana değer vermek nasıl olur hep izlerken gıpta ettiğim bir özelliğiydi,

Çocukken annemin köyü Simsor’a gittiğimizde kendimizi Cabir Hocanın yegeni diye tanıtırdık ve bu bize ayrı bir gurur verirdi,

Çünkü Cabir Hoca sadece Yusuf Beyin Oğlu olduğu için değil öğretmenlik mesleğiyle, duruşuyla, karakteriyle gönülleri fethetmişti,

Zamanın içindeki olması gerektiği gibi her şeyi yaşayan ama bunu yaparken de insanlara bunu anlatmayan bir adam,

Günde 5 vakit namaz kılan,

Ama kıldığı namazdan aynı evin içinde bile yaşayanların haberdar olmadığı,

Sadece Allah rızasını gözeten hani çağın Müslümanları gibi ben namaz kılıyor, ibadet ediyorum diye göstermek için değil yaşamak için yaşayan Cabir Hocam...

Hayatımda hiç bu kadar zorlanmadım,

Sabah Ayşenur uyandırdı İhsan Abiyi bıçaklamışlar diye,

Gözyaşı dökerek çıktım evden,

Morgda ilk defa bir ölü gördüm,

Sanki hiç ölmemiş gibi orada yatıyordu,

Dokunsan uyanacak gibi,

Sonra babamı aradım gün boyu hep, öğleden sonra telefona tekrar sarıldım,

Sanki Bingöl’de de bir şey olacakmış gibi korkuyla,

Bu sefer babam kefenliyoruz dedi,

Dostu kefenlemek,

Giden Cabir dayımdı,

Çocukluğum,

İlk katıldığım izci kampı,

Başucundan eksik olmayan kitapları,

İnsanların yaşamına dokunması,

İnsana verdiği özgüven duygusuyla yaşamımdaki rolü,

Sonra bir tek bana değil gücünün sonuna kadar herkese ettiği abiliği ile zamanın içindeki hikayelerimiz geldi gözümün önüne bir bir dokundum hepsine,

Zor gerçekten zor,

Ama asıl zor olan ise bugün içinde Allah aşkını sonuna kadar yaşadığını bildiğim iki insan birlikte göçtüler bu dünyadan,

Cabir Hoca,

Simsor’un Cabir Hocası,

Bingöl’ün İl İzci Kurulu Başkanı Dayım,

Sessizce göçtü gitti aramızdan,

Yarın sabaha hepimiz biraz daha eksik uyanacağız ama bildiğim,

Yaşamına dokundukları,

Yaşamı boyunca çocukları olsa ancak bu kadar sahiplenirdi dediğim,

Ben dahil,

Bizler yaşamımıza kattıklarını her yerde anlatmaya devam edeceğiz,

Simsor, Bingöl, İzcileri, Dostları, eğitim camiası, hiç tanımadığı Bingöl’e ürkerek gelen ama Cabir Hocayla tanıştıktan sonra Bingöl’den ayrılmak istemeyen insanlar,

En önemlisi de biz,

Ailesi olarak Cabir Hocasız kaldık,

Allah mekanını cennet eylesin Dayım,

İnşallah senin gibi bir Dayı olmak Umut Baran’a bize de  nasip olur...

Cabir Hoca işte,

Geldi,

Ve, bıraktığı izlerle gitti...