24 Şubat 2021 Çarşamba

Atlas’a Mektup; Ey oğul!

 

Atlas’a Mektup;

 

Ey oğul!

 

Dünya hayatına kapıl!

 

Bil ki ne kadar kapılırsan o kadar iz bırakırsın,

 

Dünya geçicidir diyerek her şeyi ahirete bırakanlardan olma,

 

Bu bir afyondur dogmatik bir şekilde inanma,

 

Hak ve adalet mücadeleni ver,

 

Hayal kurmaktan vazgeçme!

 

Geçmişten hikayeler, kıssalar anlatarak kendisi bugünü yaşayan sana ise yarın için sabrı öğütleyenlere sakın kulak verme,

 

Sabır edeceksen de vazgeçmeyerek, emek vererek et!

 

İnsan evladını birbirinden ayırt etme!

 

Bil ki ne sen anneni babanı seçebildin,

 

Ne de biz seçebildik,

 

Ne sen doğduğun coğrafyayı seçebildin,

 

Ne de biz seçebildik,

 

Kendi tercihlerimiz olmayanlardan dolayı sakın ha kimseye düşmanlık etme!

 

Ey oğul!

 

Sen, farklısın,

 

Dünya üzerindeki hiçbir insana benzemiyorsun,

 

Unutma ki;

 

Diğerleri de sana benzemiyor,

 

Farklılıklara saygı duy!

 

Ne öteki, ne de beriki ol!

 

Canlı olan ne varsa yer yüzünde doğumu kadar ölümüne de üzülmeyi bil!

 

Ölümleri asla sıradanlaştırma!

 

Olaylar karşısında beni ilgilendirmiyor deme,

 

Unutma! Bugün onu bulan yarın seni bulabilir.

 

Seninle aynı düşünen insanlarla sadece arkadaşlık etme,

 

Bil ki sürekli seninle aynı düşünenlerle arkadaşlık ettiğin vakit sıradanlaşacaksın ve düşünmeyi unutacaksın,

 

Düşünmeyi asla unutma!

 

Sana dayatmada bulunanlar her zaman olacak,

 

Asla dayatılanı kabul etme,

 

Bil ki dayatılanların özünde yatan kendi iktidarını kurmak ve korumak isteyenler vardır!

 

Ey oğul;

 

Ne Elon Musk,

 

Ne de Steve Jobs senden üstünler!

 

Vazgeçmedikleri ve hayal ettikleri için başarılı olduklarını bil.

 

Her daim hayallerin olsun,

 

Hayallerinde asla okuduğun sınıftaki,

 

Yaşadığın şehirdeki,

 

Ait olduğun ülkedeki insanlarla rekabet etme,

 

Rakiplerinin dünyanın gelişmişliğine katkı sunanlar olduğunu unutma!

 

Ey oğul,

 

Bir yerde suçlu birini gördüğünde asla sadece onu suçlama,

 

Onu yetiştiren anne, baba,

 

Eğitim sistemi,

 

Çevresi dahil etkileyenleri gör!

 

Bil ki tek başına birey asla suçlu değildir,

 

O da en nihayetinde dünyaya geldiğinde en saf ve temiz haliyle geldi.

 

Ey oğul,

 

En büyük milliyetçiliğin memlekette taş üstüne taş koymak olduğunu bil!

 

Sözde milliyetçilik yapanlardan uzak dur,

 

Memleketini sev ve memleketindeki taş üstüne taş koyanlardan olmak için yarını bekleme bugün elinden ne geliyorsa yap,

 

Unutma memleketinin emek veren insanların vazgeçmemesine ihtiyacı var.

 

Ey oğul,

 

Dünya çok güzel bir yer,

 

Güzellikleri keşfetmek için hareketlilik halinde ol,

 

Gezmek için,

 

Dünyayı tanımak için paraya değil,

 

Merak duygusuna ihtiyacın olduğunu unutma,

 

Ne kadar emek verirsen o kadar dünyayı tanırsın.

 

Aşka her zaman inan,

 

Bil ki aşk saklı bir hazinedir,

 

Bulmak kolay değildir,

 

Verdiğin emek ölçüsünde aşka ulaşırsın,

 

Sana aşk diye anlatılanların gerçek olduğunu sakın ha düşünme!

 

Ey oğul,

 

Evlatlarına miras bırakacaksan mal mülk bırakmak peşinde olma,

 

En büyük mirasın yaşanılabilir bir coğrafya olduğunu unutma,

 

Yaşanılmaz bir coğrafyada 10 ev bırakmaktansa yaşanılabilir bir coğrafyada hiçbir şey bırakmamak yeğdir.

 

Ey Oğul,

 

Hayatı ezbere yaşama,

 

Sorgula!

 

Düşün!

 

Üzerine git!

 

Herkesin doğru dediğini asla direk kabul etme,

 

Bil ki gerçek doğru sorgulamanın ve düşüncenin arkasında gizlidir.

 

Ne sadece aklınla,

 

Ne de sadece kalbinle hareket et,

 

Aklın düşünmesini ve kalbin hissiyatını birleştirdiğin ölçüde doğruya yaklaşırsın.

 

Ey oğul;

 

Birlikteliğin gücüne inan,

 

Mükemmel olmadığının,

 

Eksikliklerin olabileceğinin farkında ol!

 

Ne kadar çok birliktelik kavramının içine girersen o kadar mükemmel olana yaklaşırsın!

 

Ey oğul,

 

Yaşanmışlığı olandan korkma,

 

Yaşamamış olandan ise kork,

 

Bu yüzden yaşanmışlığı olanlardan ol.

 

Unutma ne sen bu dünyada kalıcısın ne de ben,

 

Yarınımızın olmama ihtimalini kulağına her zaman küpe yap,

 

Ebubekir Sıddık gibi gerekirse dilinin altına taş yap,

 

Ama unutma erteleyenlerden olma!

 

Baban!

 

Ahmet K.

 

 

 

 

 

 

22 Şubat 2021 Pazartesi

Atlas ve Nevşehir yolculuğu...

 Güneş henüz doğmamıştı,


Sen 28 günlük oldun bugün Oğlum,


Hem sen uyuyordun,


Hem annen,


Önce sana yaklaştım baktım,


Her sabah hala aynı duyguyu yaşıyorum sen benim oğlum musun?


Kıyamıyorum bakmaya,


Doyamıyorum kokuna,


Yanağına minik bir buse kondurdum,


Kim bilir rüyanda cennetin hangi bahçesinde geziniyordun,


Sonra annene yaklaştım ve kulağına fısıldayarak çıktım evden,


Daha asansöre biner binmez özlem duygusunu hissetmeye başladım,


Küçüğüm benim,


Senden önceki hayat,


Ve, senden sonraki hayat olarak yaşamı iki parçaya böldük annenle,


Seyahat etmeyi sevecek misin bilmiyorum, 


Seyahatleri sev ve çıktığın her yolculukta hikayeler topla diye adını Atlas koyduk, 


Biz, istedik diye sevme sakın, 


Kendin düşün ve nasıl bir yaşam istediğine karar ver, 


Ne olmak istiyorsun, 


Ya da benim oğlum şu olacak diye bir yaklaşım içinde hiçbir vakit olmayacağız, 


Hani ne sınıfındaki, 


Ne mahallendeki, 


Ne yaşadığımız şehirdeki, 


Ne ülkemizdeki akranların rakibin olsun, 


Sen dünyanın içindeki akranlarınla dahi rekabet etme, 


Kendinle rekabet et, 


Ve, kendinle rekabet ederken iyi ve güzel olanı yaşatmaya çalış, 


Oğlum, 


Ben bugün yine seyahatteyim istikametim Nevşehir, 


Gün boyu benden sonrasına miras bırakmak için emek vereceğim, 


Belki bundan yıllar sonrasında bir seyahete çıktığında bugün verdiğim emeklerden biriyle karşılaşırsın kim bilir, 


Hani herkesin bir yaşamak gayesi vardır, 


Senin gayen ne olacak şimdiden merak ediyorum, 


Annenle ben unutulmamak için yaşanılan bir hikayemiz olsunu tercih ettik, 


Kolay değil, 


Ama inan zor da değil, 


Sıradanlaşmamamak unutulmamayı sağlıyor... 


Az önce annen aradı gözlerinizi açmışsınız, 


İkiniz de uyanmışsınız, 


Şimdi olsam evde beşiğine bırakmadan seni yine göğsümde yaptırırdım, 


Sonra ben konuşurdum, 


Bana bakarak ne anlattın Baba diye bakan gözlerinin derinliklerine dalar, 


Sonra seninle birlikte uykuya dalardım. 


Bugün Nevşehir'de olacağım oğlum biraz büyü sonra birlikte balona binmek için geliriz buralara... 


Yolculuk işte, 


Ve, Atlasım seninle yol boyu zihinden geçenler... 


14 Şubat 2021 Pazar

Atlas Bebek Günlüğü...

 Atlas ile geçen 20 gün,


İlk doğduğunda ki psikolojim,


Hastanenin içinde bekleyişim,


Bebek dışarı çıktıktan sonra bebekten çok annesini bekleyişim,


İki tip baba varmış,


Birinci tip bebeği bekleyen,


İkinci tip ise anneyi bekleyen,


Ben, anneyi bekleyenlerdenmişim,


Sanırım bu kontrol edilen bir duygu değil...


Annesinin Doğumhaneden çıkar çıkmaz Atlas'ı sorması ile odasına çıkmamız.


Bebek doğumunda kendi ailemden kimseyi çağırmadım,


Annenin doğum esnasında ve sonrasında yanında en rahat edebileceği kişilerin olması süreci daha hafif atlatmasına neden oluyor,


Daha Babaannesi, Dedesi, Halası ve amcasını görmedi Atlas,


Biliyorum onlarında hakkı ama loğusa dönemindeki annenin süreci rahat atlatması için Baba olarak insiyatif almak emin olun önemli...


Atlas ismine gelince nasıl mı koyduk Ayşenur ile yürüyüş yaparken her şeyi düşündük. İlk seyahatimizi Fas'a yapmış ve birlikte Atlas dağlarını geçip çöle ulaşmıştık,


Sonra Atlas okyanusunun kenarında oturup geleceğe dair hayaller kurmuştuk,


Gezmeyi seviyorduk ve bir gezgin ismi olsun diye epeyce araştırma yaptıktan sonra Büyükler birden fazla ismi de olabilir diye öneriyle gelse de kimseye benzemesin kendi olsun diye Atlas dedik...


20 gün oldu eve geleli büyüyor Atlas,


Atlas ile birlikte bizde büyüyoruz,


Zannetmeyin sadece bebek büyüyor emin olun bebekle birlikte siz de büyüyorsunuz...


Bir toplumun geleceğini her bebekte görmek lazım,


Ben, Atlas'a baktığımda dünyanın geleceğini görüyorum,


Bugün dünyadaki yaşanan kötülüklerin hiçbirinin nedeni kötülüğü sadece yapanlar değil,


Emin olun kötülüğü yaşatanlardan çok ebeveynler suçlu,


Atlas mı ortaya nasıl bir çocuk çıkacak biliyorum,


Bildiğim içinde huzurluyum,


Verdiğiniz emekten eminseniz o vakit rahat olun,


Ama emekten emin değilseniz o zaman hiç rahat olmayın...


Atlas günlükleri ve paylaşımları ile hikayemiz devam ediyor,


Her gün farklı bir konseptte hayata bakıyoruz,


Sonra birlikte tebessüm ediyoruz... 

6 Şubat 2021 Cumartesi

Nasılsın Oğlum?

 Nasılsın oğlum?


Hoş geldin aramıza,


Anlat bana sevdin mi dünyayı,


Anlat bana nasıl buldun bizim senin için hazırladığımız ortamı,


Biliyorum zorlu bir sürecin içinde açtın gözlerini dünyaya,


Nasılsın Atlasım,


İlk güneşe baktığın an hissettiklerini anlat bana,


Mavi gökyüzünü gördün mü,


Yıldızların ardındaki dünyayı yakaladın mı,


Nasılsın oğlum anlat bana?


Annenin karnındaki sohbetlerimizden neler kaldı aklında,


Babanın doğduğu dünya ile senin doğduğun dünya arasında büyük farklar var,


Eskiden iki kişiydik annenle mücadele ediyorduk yaşamın içinde,


Şimdi artık en büyük güç kaynağımız sen varsın,


Yarım kalanları birlikte tamamlayacağız,


Gücümün azaldığı an sen gelip ortak olacaksın heyecanıma,


Tam da bitti yeter dediğimiz de seninle başlayacağız yeniden,


Vazgeçmeden bu yaşamdaki kalan hikayemin baş aktörü annenle birlikte sen olacaksın,


Biliyor musun annenle biz sen gelmeden 18 ülkeye gittik,


Tunus'ta evlendik biz,


Amerikaya 20 yıllık vizeni de hazırladık,


Şimdiden baban başladı oğlum nefesi yettiği müddetçe sana dünyayı anlatmaya,


Bir ayağın memleketinde olsun ama hiçbir vakit dünyadan kopma oğlum,


Unutma,


Dünyanın ne kadar parçası olursan kendinin dışındakileri o kadar seversin,


İnsanları insan olduğu için her zaman sev Atlasım,


Nasılsın Atlasım,


Babanın bugün kulağına fısıldadıkları bunlar...

19 Kasım 2020 Perşembe

Bugünden Bugüne Günaydın…


Ağaçlar yeşilden turuncuya doğru dönen yapraklarıyla süslemiş yolları,

 

Yağmur taneleri bastığında çatırdayan yaprakları yumuşatmış,

 

Duymuyorsun çatırdama seslerini,

 

Hafiften soğuk bir hava,

 

Kış kapıda,

 

Hani birazdan kar yağacak gibi,

 

Koca bir yıl geride kaldı neredeyse,

 

Mevsimlere hasret bir şekilde geçirdik zamanı,

 

Ürkek bir ruh hali sardı etrafımızı,

 

Korkuyu öğrendik,

 

Ölüm korkusundan ziyade sürünme,

 

Sevdiğini, sevdiklerini süründürme korkusu,

 

Sabahın erken saatlerinde doğan güneş her gün biraz daha geciktiriyor kendisini,

 

Bekliyorsun geldi gelecek diyorsun,

 

Gelmiyor,

 

Üşütüyor hava,

 

Kuşlar havanın soğumasına karşın eksik olmuyor sabahın seherinde,

 

Eşlik ediyor sana,

 

Cıvıltılarıyla adeta konuşuyorlar insanla,

 

Sokağın köpekleri arayış içerisinde,

 

Yiyecek bir şeyler bulma çabası her zamankinden daha zor,

 

Kediler soğuğun artmasıyla rüzgâra karşı sığınıyorlar arabaların altına,

 

Mesaiye gidecek emekçiler bir bir çıkıyorlar evlerinden,

 

Dumanlanıyor fabrikaların bacaları,

 

Bulutların varlığı havaları yumuşatırken,

 

Çekildi mi bulutlar dünya ile gökyüzünün arasından şiddetini arttırıyor soğuklar,

 

İnsanın kalbini ısıtan tek şey evinin içindeki neşe,

 

Kaloriferin ısısıyla ısınmak zor bu kış,

 

Ne kadar ısıtırsan ısıt,

 

Bu kışın ısıtacak olanı sevgi,

 

Psikolojik bir boşlukta insanoğlu,

 

Düne kadar hayatında olmayan salgın bir anda aldı elinden mevsimleri,

 

Koca bir yıl geride kalırken,

 

Mevsimlerin değişimini bile hissetmeyen insan,

 

Sorgulama dönemi içerisinde,

 

Geçmiş, an ve gelecek bir bir geçiyor gözlerinin önünden,

 

Geçmişin pişmanlıkları,

 

Yaşanmışlıkların mutluluğu,

 

Anın verdiği duygusallık,

 

Geleceğin verdiği endişe,

 

Karışmış durumda birbirine duygular,

 

Belirsizlik sarmış etrafını,

 

Geçim derdi,

 

İş kaygısı,

 

Mutlu olma arzusunun karşılığında her gün daha çok saran belirsizliğin içinden çıkma arzusu,

 

Yağmur yağıyor,

 

Arabanın silecekleri bir bir temizliyor taneleri,

 

Güneşe doğru yürürken eşlik ediyor sana tüm yaşanmışlıkların,

 

Paylaşmışlıkların,

 

Ve, bildiklerine karşın bilmediklerinin belirsizliği,

 

Güneş kendisini göstermeye başladıkça bir umut beliriyor yüreğinde,

 

Sanki bugün her şey eskiye dönecek,

 

Bir anda eskinin verdiği haz ve mutluluk yeniden bugünün içinde olacak,

 

Sorumlusunun kendinde olduğunu biliyorsun aslında yaşanılmaz bir hale gelen yaşamın,

 

Yüzleşmiyorsun,

 

Sen yüzleşmediğin içinde korkunçluk artmaya devam ediyor.

 

Yağmur taneleri bir bir düşüyor asfalta,

 

Arınıyor adeta dünya,

 

En mutlu hissettiğin anı yaşıyorsun,

 

Temizlik başlıyor adeta,

 

Tükenmiş olan mevsimler sanki yeniden başlayacak gibi,

 

Sonbaharın en mutlu hissettirdiği gün,

 

Ve, yarına dair içinde hissettiğin heyecan,

 

Kalbinde hissettiklerini yaşaman gereken an tam da şu an,

 

Yarın belki uzak,

 

Ama bugün yarından daha umutlu,

 

Umutla;

 

Bugünden bugüne günaydın…

 

 


5 Eylül 2020 Cumartesi

İnandıklarımız İçin Başladık - Gençlik ve Kırsal...

İnandıklarımız için başladık!

 

Üzerimize üzerimize geliyor şehirler,

 

Yeni değil bu durum,

 

Eskiden de böyleydi,

 

Yatay mimariden dikey mimariye geçtikçe şehirlerdeki alanlarımızı daralttık,

 

Üretim toplumundan çok tüketim toplumuna dönüştük,

 

Tükettikçe tükenen olduk,

 

Hazır olana alıştık,

 

Bize yeter diye düşündük,

 

Apartman yaşamını sinema ile cazip hale dönüştürerek,

 

Apartmanlarda yaşamanın hayalini toplumun bilinç altında oluşturduk,

 

Sonra bir apartmana koca bir köy sığdık,

 

Apartmanlarda yaşamak sınıf atlamak ile eşdeğer tutuldu,

 

Sinemanın en keskin mesajı oldu; “seni apartmanlarda yaşatacağım”

 

Kentsel alanlara insanlar göç ettikçe bütün hikayede kentlerde oluşmaya başladı,

 

Eğitim hizmetleri,

 

Sağlık hizmetleri,

 

Alışveriş imkanı,

 

Sosyal mekanlar,

 

Üniversite yaşamı ne varsa kentsel alanların içerisinde şekillendi yaşamlar,

 

Kırsalda olanlar bir bir kentlere göç ettiler,

 

Tabir yerindeyse kırsalda sadece yaşlı nesilleri bıraktık,

 

Sonra yaşlılarımız bir bir aramızdan ayrılınca kırsal boşaldı,

 

Üretmeyen bir toplum kendi kendine yetmekten uzaklaşarak dışarıya bağımlı bir hale geldi,

 

Dışarıdan gelmediği vakit kendi kendine yetememek korkusunu yaşamak,

 

Özünde kendi kendine yetebilecekken,

 

Yetememek…

 

Aileler,

 

Eğitimciler,

 

Arkadaş çevresi,

 

Karar alıcılar,

 

Politika üretenler gençliğe gelecek hazırlamak,

 

Vizyon oluşturmak,

 

Misyon yüklemek yerine maalesef üniversite bitirmeyi hedef gösterdiler,

 

Herkesin bir şekilde üniversiteli olduğu,

 

Alanında ihtisaslaşmanın önemsiz olduğu bir şekilde mezun olduğu bir sürecin içine çekildik,

 

Bugün etrafınıza baktığınızda üniversite bitirmeyen neredeyse kimse kalmıyor,

 

Ama kimse ihtisaslaşmıyor,

 

Ve, ihtisaslaşmayanlar maalesef üretim sürecinin bir parçası olamıyor.

 

Gençliğe bu kadar değer veren bir Cumhurbaşkanı bir daha gelir mi bilmem,

 

Gençliğe bu kadar değer veren bir yaklaşım varken,

 

Bunu fırsata dönüştürüp,

 

Politika olarak toplumsal zeminde yaygınlaşmasına emek vermeden,

 

Kendini ve bekasını düşünen,

 

Toplumsal yaşamın en önemli dinamiği olan çocukları ve gençleri önemsemeyip politika geliştirmeyen,

 

Oturduğu koltuğun hesabını yapanlardan dolayı maalesef bugün bu noktadayız,

 

Emin ol,

Senden önce de birileri o koltukta oturdu,

 

Senden sonra da birileri oturmaya devam edecek,

 

Önemli olan Anadolu’nun çocuklarının ve gençlerinin üretim sürecine yönelmesi,

 

Çocuklara ve gençlere gerçek yaşamda mutluluk hikayesini bulmalarını sağlayacak misyonun yüklenmesi ve vizyonun çizilmesi,

 

Anadolu’nun yeni bir hikayeye ihtiyacı var,

 

Farklılıkların bir zenginlik olarak görüldüğü,

 

Gençlerin siyasi bakış açısı her ne olursa olsun ayrıştırılmadığı,

 

Bir bütün olarak ortak geleceğimiz için emek verdiğimiz bir hikayeye!

 

Bugün yaşanan sorunların temelinde hep ötekileştirmek var,

 

Kendi kendine rol biçerek birilerini ötekileştirenler,

 

Ayrıştırmayı tercih edenler,

 

Sadece zarar veriyorlar ve kendilerini ve oturdukları koltukları korumaya çalışıyorlar,

 

Farkında değiller,

 

Hatırlananlar hesap yapmadan emek verenler olacak!

 

Gençlik ve Kırsal,

 

Bu iki kavramı iç içe sokacak ve Anadolu’nun gençlerinin bugünden itibaren geleceğini şekillendirecek,

 

Yaklaşım ve politikalara ihtiyacımız var,

 

Bunun için bizler emek vermeye devam ediyoruz,

 

Tam da bunun için Gençlik ve Kırsal Kalkınma Projesi’ne başladık…

 

İnandıklarımız için başladık…