19 Eylül 2021 Pazar

Düşünsenize Gelecek Nesillere 82 Anayasasını Miras Bırakmışız...

Dök içinde ne varsa,

Nasıl bir Anayasa hayal ettiğini,

Anayasanın nasıl bir çerçeve çizmesi gerektiğine dair beklentilerini,

Çocukluğumuzun ilk döneminden itibaren Darbe Anayasası ile yönetiliyoruz ve değişmesi gerekiyor söylemlerine her birimiz ayrı ayrı ortak olduk.

80 darbesi ve sonrasında ortaya konan 82 Anayasası;

Anayasa ortaya konduğunda dünyada mobil düzeyde iletişim yeni başlamış ve prototip olarak ilk defa cep telefonları kullanılmaya başlamıştı,

Dünyada ilk defa yeni nesil bilmez ama devrim niteliğinde Sony Walkmanlar piyasaya çıkmıştı,

Dünyada ilk defa CD kullanılmaya 1982 yılında başlamış ve disketlerin yerini almıştı,

Windows 1.0’ın yani ilk MS-DOS tabanlı bilgisayarda paint ve not defteri kullanma imkanı veriyordu,

Bilgisayar teknolojisini evlere taşıyan IBM 5150 ile dünya tanışmıştı,

Düşünsenize bugün her birimizin elinde olan cep telefonları,

Dünyada milyarlarca insanın kullandığı Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya araçlarının hiçbirinin hayali kurulmamıştı,

Steve Jobs’un Apple hayalini piyasaya sürmesine 25 yıl gibi bir zaman var,

Evlerde kahverengi bir kutunun içine sığdırılmış büyük bir lüks olarak görülen 37 ekran televizyonlar varmış,

Anayasanın ortaya konduğu 82 yılından sonra olanlar,

Dünya tarihinin en hızlı teknolojik gelişim sürecini yaşıyoruz,

O kadar hızlı bir değişim ki,

Değişimin kendisi dışında değişimin tümünü takip edebilmek mümkün değil artık,

Salt Darbe Anayasayı olduğu için değil,

Toplumsal ihtiyaç ve beklentilerin karşılanması,

Çağın gereği olarak Anayasada versiyon güncellemesi ile yamalar yapmak yerine artık sürüm değişikliğine gitmek gerekiyor,

Anayasanın bir tek seçim barajı etrafında tartışılması ve başlangıcın bu şekilde yapılması heyecan uyandırmaz,

82 anayasasının ortaya konduğu yıl ile 2021 yılı arasında yıl olarak bakarsak 40 yıllık bir süre görünse de gelişmelere baktığımızda çağlar arasındaki süre kadar büyük gelişmeler var,

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görev yapan ve görev yapmaya aday olan her bir siyasi partinin Cumhuriyetin 100. yılına dair kutlamaları anlamlandırmak için yeni bir anayasa hazırlık sürecini birlikte çalışma kültürü ile başlatmaları gerekiyor,

Nasıl bir anayasa mı?

Kimse en başından çerçeveyi belirlememeli,

Şırnak’taki Mehmet,

Adana’daki Ezgi,

Edirne’deki Hilal,

İstanbul’daki Ali,

Aksaray’daki Buse,

Siirt’teki İbrahim,

Yozgat’taki Özlem,

Yani Anadolu’nun 7’den 70’e tüm kesimleri bir düşüncelerini ortaya koymalı,

Acaba sizin için önemli olan ile toplum için önemli olanlar aynı mı sorusu cevap bulmalı,

Bir de asıl anayasanın sahibi olacak ve onunla yaşayarak gelecek nesillere Türkiye’yi taşıyacak olan Z kuşağı nasıl bir Anayasa istiyor ve önceliklendirmesi nedir sorusuna cevap bulmak gerekiyor.

Türkiye zenginlikleriyle ve farklılıklarıyla eşsiz bir ülke,

Farklılıklarımızın yaşadığımız coğrafyaya olan aidiyet duygusunu arttırmak,

Siyaset üstü bir şekilde dünyanın gelişmiş ülkeleriyle olan rekabet sürecine kanalize olmasını sağlamak için;

Her bir bireyin kendisine daha çok ait hissettiği bir Anayasa ortaya koymak şart,

Bunu çağın gereği olarak da yapmak zorundayız,

1982 yılında yapılmış daha sonra yamalarla bugünlere kadar ülkeyi getirmiş Anayasa üzerindeki yükü taşıyamıyor artık,

Bugün nereye gidersek gidelim,

Hangi kesime sorarsak soralım,

Ortak söylem Anayasa değişmeli olduğuna göre değişimi hep birlikte getirecek iradeyi ortaya koyabiliriz.

Yeni bir yolculuk başlatıyoruz,

Hazırlıklara başladık,

Projemizi geçtiğimiz Mart ayında sunmuştuk,

Kabul olmazsa da bir şekilde finansal kaynak bulacağız,

7 ayrı coğrafi bilgemizde ayrı ayrı bölgesel çalıştaylar yaparak her kesimden gençlere ulaşarak yeni anayasaya dair beklentilerini kendilerine soracağız,

Her bir siyasi partinin gençlik kollarına da ayrı ayrı ulaşarak yeni anayasaya dair varsa bir düşünceleri bir araya getirerek toparlayacağız,

Kimin içinde ne varsa bir döksün ortaya,

Sonrasında ortaya çıkanları 81 ilden temsilci gençlerle bir araya gelerek ortak bir sonuç bildirgesine dönüştüreceğiz.

Cumhuriyetin 100. Yılını gerçek manada kutlamak için yeni bir anayasanın ve en önemlisi de aidiyet oluşturan bir anayasanın etrafında buluşmak gerekiyor.

Alışkanlıkları değiştirmek zordur,

Türkiye’nin de anayasal alışkanlıkları var,

Çağı yakalamak,

Toplumsal huzur ve refahın etrafında farklılıkların buluşmasını istiyorsak yeni bir anayasa şart.

Başlıyoruz,

İlk durağımız neresi olacak yakında duyururuz ama muhtemelen Ekim sonunda ilk çalıştayımızın duyurusuna çıkmış olacağız.

Bize ait olana her birimiz sahip çıkmak zorundayız,

Mücadelesini vermediklerimizin hesabını soramayız,

Önce mücadelemizi vererek ne istediğimizi ortaya koyalım,

Hayal edelim,

Düşünsenize Cumhuriyetin 100. Yılında hala 1982 yılının darbe anayasası ile yönetiliyoruz,

Ve, daha korkuncu bizden sonrakilere 1982 model bir anayasayı yamalaya yamalaya emanet ediyoruz.

Yok ben bu korkunç mirasa ortak olmam!

Peki ya sen?

17 Eylül 2021 Cuma

2Y ve 2D Türkiye İçin

2Y ve 2D Türkiye İçin,

Yenilik,

Yenilenme,

Değişim,

Dönüşüm,

Dört önemli kavramın etrafında buluşmak zorunda Anadolu Gençleri.

Eleştiriyi siyaset üstünden yapmak,

Siyasetin aktörleri değiştiğinde çözümün geleceğine inanmak kendimizi kandırmaktan ötesine götürmez.

Milli Eğitim Bakanı değişiyor,

Ama değişim sonrasında karşıdaki hizmet edilen kitlenin ihtiyaç ve beklentileri doğru okunmadığından,

Sosyal medyada daha ay geçmeden Bakanın istifası günlerce gündem olmaya devam ediyor,

Sorunun temelinde Bakanın değil,

Sistemin olduğunu görmediğimiz müddetçe Bakanlar değişmeye devam eder,

Hizmet edilen ve eden arasındaki diyalog köprüsünü güçlendirecek 2Y ve 2D bağını kurmak gerekiyor.

Bir tarafta gerçekler,

Diğer tarafta gerçeğe karşı uygulamada olanlar,

Sizin uyguladıklarınız ve gerçekler örtüşmezse toplumsal refahı güçlendirmek ertelenen olur.

Gerçek; ülkemizde 15 – 30 yaş aralığında 20 milyon genç var,

Toplamda lisans mezunu 10 milyon üzerinde kişi var,

Şu anda ortalama 900 Bin kişi üniversiteden mezun oluyor,

Her yıl ortalama 4.5 Milyon kişi üniversite sınavına giriyor,

Peki kamuda çalışan kişi sayısı kaç tüm statüleri topladığımızda 3 Milyon 884 Bin kişi çalışıyor.

Kamuya alınan kişi sayısı ortalama 60 Bin,

Yapılan ek atamalar,

Kontenjanlar,

Sözleşmeli alımlarla maksimum 100 Bin kişi.

Yani bir defa gençliğin hafızasından kamuda istihdamı çıkarmak gerekiyor. Çünkü bu gerçekçi ve uygulanabilir bir yaklaşım değil.

Herkes üniversite okumalı algısı beklentiyi arttırıyor,

Sonrasında sahada 2 üniversite bitirdim,

3 üniversite bitirdim,

Ama işsizim ya da zincir marketlerin birinde kasiyer olarak çalışıyorum diyen,

Sisteme,

Siyasete,

Devletine karşı küskün ve kızgın olan insanlarla karşılaşıyoruz.

Kızmakta haklı çünkü önüne koyulan buydu.

Üniversiteyi bitirince kamuda iş bulmak algısı ile üniversiteyi bitirince herkes,

Hala da yönlendirme bu şekilde olunca,

İlber Hocanın dediğinin haklılık payı ortaya çıkıyor,

Afganlara ihtiyacımız var kardeşim,

Çünkü tarımsal üretimde çalışacak,

Bizi doyuracak,

Topraklarımızı işleyecek,

Hayvanlarımızı çoğaltacak,

Hayvanlarımızı sağacak insanlar bulamıyoruz.

İlber Hoca dedi diye öyle değil,

120 gençle tarım kampı yaptık,

Hayvanların arasına girdiğimizde tarıma ilgi duyan gençler bir bir kaçtılar dışarıya,

Neden çünkü alışık değil o havaya,

Erken yaşlardan itibaren alıştırmaz her bir bireyi kentlere sürükler,

Üniversite okumaya teşvik edersen,

Olacağı bu.

Üniversite okumak kötü bir şey mi?

Hayır tabi ki değil.

Ne zaman değil üniversite okurken genç gelişmiş dünya ülkelerindeki akranlarıyla rekabeti öğreniyor,

Dünyadaki iyi uygulamaları takip ediyor,

Ar-Ge ve Ür-Ge kavramının içerisine giriyor,

Alanında ihtisaslaşmış bir şekilde gelişimin ve değişimin parçası olabiliyor,

Sonrasında da hedefi salt kamuda işe girmek olmuyorsa sorun yok demektir.

Bizdeki durum peki?

Elini vicdanına koy kardeşim,

Dünyanın gelişmişlik endeksi sıralamasında kaç üniversiten var,

Bunların sıralaması nedir?

Boş ver bunu,

Kaç akademisyenin,

Hani gençlerini emanet ettiğin kaç akademisyenin kendi ihtisas alanıyla ilgili dünyanın gelişmiş ülkeleriyle rekabet halinde,

İyi uygulamaları takip ediyor,

Gündem oluşturuyor,

Ve, güncel olanla genç yetiştiriyor.

Mikro ölçekte daha birkaç hafta olmadı Milli Eğitim Bakanı değişti.

İhtiyaç ve beklentiler çözüm mü buldu?

Ya da bulacak mı?

Mesele kişilerin değişmesi değil,

Mesele zihniyetin değişmesi.

Liyakatin toplumsal tüm süreçlerde esas kılınması,

Emek veren ile vermeyenin ayırt edilmesi,

17 yaşında Türkiye’nin ilk AB Ulusal Ajans projesini gerçekleştirerek dahil olduğum sivil toplum çalışmaları,

20 yaşında Türkiye’nin en genç eğitmenlerinden biri olarak eğitim vermeye başlamam,

Sayısını bilmediğim kadar verdiğim eğitimler,

İçinde yer aldığım projeler,

Hakkımda yazılan onlarca köşe yazısı,

Ülkemizin Cumhurbaşkanının İstanbul Haliç Kongre Merkezinde beni anlatması,

Katıldığım onlarca televizyon programı,

Hakkımda çıkan yüzlerce haber,

Yaşamına girdiğim,

Dokunduğum binlerce genç yaşam,

Yazdığım 3 kitap,

Gittiğim 65 dünya ülkesi,

Topladığım yüzlere hikaye,

Koordinasyonunu gerçekleştirdiğim onlarca proje,

Geride kalan 14 yıllık kamu tecrübem,

Dönüp arkama baktığımda meselenin kişiler olmadığını çok net bir şekilde söyleyebilirim.

Kişilerin değişmesi ile değişen bir şey olmuyor,

Olmayacak,

Bizim toplumsal bir 2Y ve 2D hareketi başlatmamız gerekiyor.

Her bireyin kendi yenilik,

Yenilenme,

Değişim,

Ve, dönüşümünden sorumlu olduğu bir hikaye.

Başka türlü sorunlar derinleşmeye ve sorunlardan uzak kendini güvenceye almış,

Emeksiz bir şekilde sırf birilerine yakın olduğu için atananlarla gerçek olanın çözüme ulaşması,

Veya toplumsal refahın artmasına katkı sunması mümkün değil.

Bazen çok yüksek bir tepeye çıkmak,

Avazım çıktığı kadar bağırmak,

Kardeşim siz ne yapıyorsunuz diyesim geliyor,

Sonra diyorum ki her kulağı olan duysaydı,

Her gözü olan görseydi,

Zaten yaşadığımız dünyanın adı başka olurdu,

Dayanamıyorum,

Ve, en yüksek tepe benim için yine kağıdım ve kalemim oluyor,

Ek yüksekten yükseltiyorum sesimi,

Belki bir kişi daha kendi hikayesini şekillendirirken kendinin farkına varır diyerek,

Bırakıyorum çığlığımı boşluğa…

 

 

 

 


6 Eylül 2021 Pazartesi

Siz mi? Yalnızlaşıyorsunuz işte...

Her gün biraz daha Anadoluya benziyorum,


Benzetmeye çalışmıyorum yaşadığım coğrafyayı kendime,


Ben, benziyorum,


Biliyorum Anadoluya benzedikçe zenginleşeceğim,


Benzettikçe tekleşeceğim,


Seviyorum Anadoluyu,


Dünyanın en zengin coğrafyasını,


Birbirine benzemeyenlerin oluşturduğu ahengi,


Dünyanın neresinde doğsam karakterim bu kadar hırçın olamazdı,


Yediğim ekmek,


İçtiğim su,


Uyandığım güneş,


Tattığım uyku,


Baktığım gökyüzü,


Islandığım yağmur,


Üşüdüğüm rüzgar,


Hırçınlaştırıyor beni,


Kabullenemiyorum sıradan insanların sıradan egolarını tatmin etmeyi,


Biliyorum hırçınlaşan her anımda ruhumun istikrarında yaklaşıyorum hakka,


Üç günlük,


Üç kuruşluk hayatlarıyla,


Bir halt olamayanların,


Halt olduklarını kabullendirme mücadelelerine gülüyorum,


Geçiyorum,


Ah ulan diyorum,


Bilseydiniz!


Bilseydiniz!


Aynı istikamette değiliz,


Hedeflerimiz aynı değil,


Amaçlarımız değil,


Bakış açımız aynı değil,


Siz, bugün varsınız yarın yoksunuz,


Olmayacaksınız,


Biz ise olmaya devam edeceğiz,


Kim miyiz biz?


Bulunduğu koltukla değil ortaya koyduğu yüreğiyle güçlü olanlar,


İstikrarını hakka ve inandıklarına karşı koruyanlar,


Bir bir çizilse de üzeri,


Yok sayılsak da her birimiz,


Aslında sadece yüreklerde büyüyoruz biz,


Yaşam hiçbirimiz için kolay olmadı,


Olduğumuz her yere emeklerimiz ve tırnaklarımızla kazıyarak geldik,


Hiçbir gruba,


Hiçbir örgüte,


Hiçbir görüşe sırtını dayamadan sadece Anadoluya ve hayallerine inanarak verdiği mücadelelerle yükselenleri ve yükseltenleri var Anadolunun,


Yarın çocuklarımız büyüyüp hesap sorduklarında,


Anadoluyu yükseltenler verdikleri mücadeleyle çocuklarının yüzüne bakabilecekken,


Oturduğu koltuğun lanet olası ebedi sonsuzluk olduğuna inananlar,


Ah keşke farkına varsalar,


Yok varmıyorlar,


Ne kadar anlatırsan anlat,


Ne kadar söylersen söyle,


Sonra diyorlar ki dünya korkunç bir hal aldı,


E farkında değilsin kardeşim!


Korkunçluğun tek sebebi var sensin!


Dünya aynı dünya değişen hiçbir şey yok,


Gözünün gördüğünü görmedim diyorsun,


Kulağının işittiğini duymadım diyorsun,


Elinin dokunduğunu hissetmiyorum diyorsun,


Yok!


Seninle aynı dili konuşmak her gün daha çok zorlaşıyor,


Ama biliyorum ki vazgeçmemeliyiz!


Senden vazgeçmek,


Sana boyun eğmek,


Senin doğrularını kabullenmek demek,


Kabul etmiyorum!


Her gün biraz daha Anadoluya benziyorum,


Kendimi senden ayırıyorum,


Ama sana da benziyorum.


Senin Anadoluya benzemek yerine kendine benzetme mücadeleni de anlıyorum,


Çünkü farkındasın benzeyince senin de bir önemin kalmayacak,


Asırlardır kimseye benzemedi Anadolu,


Mezopotamya’yı,


Karadeniz’i,


Orta Anadolu’yu,


Nasıl benzetirsin kendine,


Ve, nasıl düşünürsün sana benzeyebilme ihtimalini,


Biz, hiçlik mücadelesi veren insanlarız,


Birbirimizin kalbine dokunuruz,


Ne benzemeye çalışırız,


Ne de benzetmeye,


Anadolu gibi kendimiz oldukça mutlu oluruz.


Dedim ya her gün biraz daha Anadolu’ya benziyorum,


Anadolu’yu kendine benzetmeye çalışanları gördükçe benzeştiklerimizle birlikte oralı olmadan tebessüm ederek yolumuza devam ediyoruz,


Ediyoruz işte,


Alıp başımızı giderek uzaklaşıyoruz,


Biz uzaklaşırken Anadolu’da bize eşlik ediyor gittiğimiz her yerde,


Siz mi yalnızlaşıyorsunuz işte…




 




31 Ağustos 2021 Salı

Hak ne istiyor biz farkındayız!

17.842 başvuru,


Bir araya gelen toplamda 360 genç,


20 milyonluk bir gençliği düşündüğümüzde okyanusta bir nokta gibi görünüyor değil mi?


Hiç de öyle değil,


Her biri Anadolu’nun üreten ve bulunduğu coğrafyayı değiştirebilecek potansiyeline sahip gençleri,


Kimisi şu anda Siirt’te,


Kimisi Edirne’de,


Kimisi Şırnak’ta,


Kimisi Ankara’da,


Kimisi Trabzon’da,


Her biri yaşamın içinde kazandıkları birikim ve tecrübe ile elde ettikleri siyaset üstü bakışla dolaşıyorlar memleketin içinde,


Her birinin cebinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliği var,


Ve, tek arzuları Anadolu adlı ortak coğrafyamızın dünyanın gelişmiş ülkeleriyle olan rekabetine sunmak,


Seçerken her birini çok zorlandık çünkü tam bir Türkiye mozaiği oluşsun istiyorduk,


Yunus Emre Yazarlık Kampı,


Uzay ve Astronomi Kampı,


Gençlik ve Tarım Kampı,


Bu kamplara katılan aktörlerin her birini yarın dünyanın gelişmiş ülkeleriyle olan rekabet sürecimizde bir yerlerde görebilirsiniz,


Hiçbiri birbiriyle rekabet etmeyecek,


Farklılıklarıyla bir araya gelerek memleket için mücadele etmeye devam edecekler,


Derviş Ali mesela Türkiye’nin en güçlü kalemlerinden biri olacak,


Şule mesela coğrafi bilgi sistemlerinde rol model olacak,


Sıla mesela toplumsal psikolojiyi rahatlatan bir rol model olacak,


Mazlum mesela Türkiye’nin en farklı bakan muhabir ve köşe yazarlarından biri olacak,


Zeynep mesela istatistik rakamlarına dans ettirerek ortaya koyduğu verilerle analizler yapacak,


Yasin mesela çektiği her bir fotoğrafla ülkemizi dünya arenasında temsil edecek,


Serhat mesela çalıştığı kurumda hiçbir zaman olaylara sıradan bakmayacak,


Melik Fırat mesela uzayın ilk yolcularından ya da ilk yolcusunu hazırlayanlardan biri olacak,


Müslüm mesela ata mesleği çiftçiliği modern teknoloji ile buluşturarak dünyanın en kaliteli ürünlerini üretecek,


Emir mesela sıfır atık alanında yaptığı çalışmalarla Anadolu adlı ortak coğrafyamızda aradığı karşılığı bulacak,


Kamber mesela askere gidecek şimdi 6 aylık askerlik süreci boyunca katılımcı olarak başladığı süreçte organizasyon sürecinde yer almasını anlatacak,


Özlem mesela polis olacak belki işsizlikten ama vazgeçmeden birkaç yıl sonra Türkiye’nin en iyi voleybolcularını yetiştiren aktörlerden biri olacak,


Nehar mesela Türkiye’nin en iyi girişimcilerinden ve yazılımcılarından biri olacak,


Vasip mesela Saraçoğlu Hocanın ekibinde geleceğin en iyi kimyagerlerinden biri olacak.


Kim mi bunlar?


Bizim Anadolu’nun morali motivasyonu bozulmuş,


Kendisini keşfetmesine müsaade edilmemiş gençlerinden birkaçı,


Dahası mı?


Daha neler var neler…


Göreceksiniz!


Her biri 10 yıl sonra bir yerlerde önünüzü kesecek ve karşınıza çıkacak,


Ve, vazgeçmeden mücadele etmenin hikayesini anlatanlardan olacaklar.


Her biri gölgeyi gördüğünde bahane üretip sığınmadan güneşe doğru emin adımlarla ilerleyerek,


Anadolu’nun aradığı hayalin gençleri olacaklar,


Ve, bizatihi kendileri yoruldukları yerlerde memleket için aktör yetiştirecekler.


Hamza Valim,


Sadece Aksaray’ın kapısını gençlere açmadı,


Gençlerin kendi kendilerini tanıma süreçlerinin kapısını açtı.


Bugün kendini daha iyi tanıyan gençler Anadolu’ya yayıldılar,


Her biri birer çoğaltıcı olacak,


Olmak zorunda çünkü biz çoğaldıkça Anadolu daha yaşanılır bir coğrafya olacak.


Televizyon kanallarını gezerken yaşadığı coğrafyadan tiksinen bir nesil var şimdi,


Yok kardeşim,


Siyaset üstü bir şekilde memleket için emek vermek adına buluşmak zorundayız,


Ben, vazgeçersem,


Sen, vazgeçersen o vakit işte biz kaybederiz.


Biz, kaybetmeyeceğiz.


Çünkü Anadolu’nun kaybedenlere değil kaybetmeyenlere ihtiyacı var.


Kalemi dünya çapında olan,


Uzayı hayal eden,


Tarımsal üretimde kendi kendine yeten bir coğrafya hayalleri,


Bitti mi?


Bitmedi,


Daha alacak çok yıllık iznim,


Ve, yapacak çok işimiz var.


Biz, bir zihniyet değişimi hayal edenlerdeniz,


Oturduğunuz yerden Anadolu’yu planlayamazsınız,


Anadolu sizin uzaktan planlayamayacağınız kadar farklı bir coğrafya,


Farklılıkların her birinin içine girmek zorundasınız.


Birbirinden değerli isimler geldiler,


Dün İbrahim Saraçoğlu Hocamız aradı,


Yarım saate yakın konuştuk;


Anadolu’nun gençlerine hayal edilen mirası bırakacağız,


İlber Ortaylı Hocamla konuştuk taş üstüne taş koyan ve koyduğu taşın tarihini unutmayan nesiller yetiştireceğiz,


Serdar Hüseyin Yıldırım Uzay Ajansının kapılarını ardına kadar Anadolu’nun gençlerine açacak,


Yavuz Selim Kıran Bakan Yardımcımız dünyanın gelişmiş ülkelerindeki iyi uygulamaları gençlerin daha fazla tanımasına öncülük ederken beyin göçünün tersine ülkemize doğru olmasına öncülük edecek,


İhsan Selim Baydaş Bakan Yardımcımız Türkiye’nin farklılıklarının Gençlik ve Spor Bakanlığı olması için Bakanlığın her bir sesin temsilcisi olacak,


Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız M. Hadi Tunç kırsaldaki yaşama gençleri nasıl daha fazla katarızın peşinde olacak,


Selçuk Topal Hoca Oxford’da edindiği kazanım ve tecrübeleri Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden memlekete yayacak,


Mustafa Aydın Hoca Astrofotoğraflarla gökyüzünü gençlerimizin tanımasını sağlayacak.


Hamza Valim,


Hepimiz gün gelecek belki Aksaray’ı unutacağız,


Çünkü Aksaray’da Anadolu’nun diğer kıymetleri gibi bizim,


Ama seni hiçbir genç unutmayacak,


Makam arabası olmadan,


Şoför olmadan,


Koruma olmadan,


Protokol konuşması yapmak yerine gençlerle sohbeti tercih eden o samimiyeti hiç kimse unutmayacak.


Makamların her biri bitiyor,


Sultan Süleyman’a kalmayan makam bizlere mi kalacak,


Lakin Zülal Anadolu’nun dört bir yanında gezerken karşılaştığı insanlara o babanın kızıyım dediğinde anlaşılmanın simgesi olduğunuzun tebessümünü edecek,


Makamlardan gidenlerin en büyük korkuları unutulmaktır,


Ama siz en aykırı soruları soran gençlere meraklı bakışlar arasında giderek acaba ne olacak denilen anda sorduğun soru için teşekkür ediyorum dediğiniz kalplerle bir tek Aksaray’da değil Anadolu’nun dört bir yanında gezmeye devam edeceksiniz…


Gelelim bana,


Oğlum Atlasko ve eşim Ayşenur’la birlikte özgür düşüncenin ve hayallerin Anadolu’yu sarması için mücadeleye devam edeceğiz,


Liyakatsiz bir şekilde bizi yönetebileceğini zannedenlerle mücadele etmeye,


Ve, samimiyeti dört bir yana yaymaya devam edeceğiz. 


Vazgeçmek mi?


O bize göre değil?


İbadetimizi sıradanlaşmayarak yapacağız,


Kul anlamasa da Hak anlıyor farkında olacağız.


Çünkü gün gelecek bizi toprağın altına koyup unuttuklarında çocuklarımıza en büyük mirasın bıraktıklarımız ve mücadelesini verdiklerimiz olduğunun farkındayız.



22 Ağustos 2021 Pazar

Aksaray Uzay ve Astronomi Kampı

 Kamp alanı kalk,


Koordinasyon ekibi nerede,


Bir bir geldiler,


Sonra bir bir gittiler,


Derviş,


Mehmet,


Şeyma,


Nehar,


Belçim,


Alya Mina,


Gamze,


Buse,


Bizim mahallenin gençleri oldular,


Farklılıkları ile bir araya gelerek 20 Milyon gencin hayal ettiklerini hep birlikte yaşadılar,


Başardılar,


Sordular,


Sorguladılar,


Zihinlerindeki soruları sordular,


Kolay değildi,


Her birinin ayrı ayrı endişeleri vardı,


Ama giderken hiçbirinin endişesi kalmamıştı,


Endişenin yerini mutluluk almıştı,


Endişenin yerini samimiyet almıştı,


Ve, yıllardır beyinlerini kurcalayan soruların yerini başka soruların alması gerektiğini farklılıklarıyla gördüler.


120 genç her biri bir diğerinden kıymetli,


Anadolu adlı coğrafyamızın farklılıkları ile eşsiz bir aheng oluşturan gençleri,


Üretimin,


Samimiyetin bir parçası oldular.


5 günlük bir kampla insanların yaşamlarını değiştirmeyeceğimizi biliyorduk,


Ama 5 günlük bir kampla yaşamların değişmesine dair bir farkındalık bakış açısı kazandıracağımızı biliyorduk.


Tam da öyle oldu.


Her biri yaşama dair bir bakış açısı elde ettiler


Ve, sonra yolculuklarına devam ettiler.


Bu sabah hepimiz kamp alanında hiç tanımadığımız insanlara günaydın demeyi özleyeceğiz, 


Ama bu özlem bizim emek verip vazgeçmediğimiz vakit daha fazla kapı aralamamızı sağlayacak, 


Aksaray Uzay ve Astronomi Kampı bu ülkenin ilk Kampı mıydı, 


Eş zamanlı tek kamp mı gerçekleşiyordu, 


Her şey 5 yıldız mıydı? 


Hayır tabiki... 


Ama Türkiye'nin inanılacak gerçekleştirilen Kampı olduğundan bu kadar ses getirdi. 


İnanarak bir araya gelen gençlerin Türkiye'nin gelişim sürecine inanan:


Yavuz Selim Kıran, 


Serdar Hüseyin Yıldırım, 


Selçuk Topal, 


İlber Ortaylı, 


Başta olmak üzere gençler Anadolu'nun bir çok değerli ismi ile buluştular, 


Öyle bir hikaye ortaya çıktı ki, 


Dün sabah tam da ayrılma anında gözyaşlarını tutamayarak alandan ayrılmak zorunda kalanlar, 


Herkes birbirini etkiledi, 


En çok duygulandıran ve düşündüren an ise vazgeçmeyenlerin sayısının arttığını görmek oldu, 


Aksaray'da ikinci kamp geride kaldı şimdi sırada üçüncü kamp var. 


Yepyeni 120 genç, 


İnandıkları ile gelecekler, 


Ve, bize neden emek vermemiz gerektiğini, 


Vazgeçmemiz için bizden vazgeçenlerin olduğu bir ortam da bizim kendimizden vazgeçmemizin Anadolu'nun kendinden vazgeçmesi  olduğunu öğreten Valimiz Sn. Hamza Aydoğdu öncülüğünde yeni bir hikaye için buluşacağız. 


Eee kolay değil, 


Ben diyenler ile Biz diyenler arasındaki kırılma sürecini yaşıyor Anadolu, 


Ve, biz kazanacağız, 


Ben, diyenler de Biz kavramını kabul edecekler. 


Bu eşsiz hikâyenin gerçekleşmesi için bize destek veren Gençlik ve Spor Bakanımız Sn. Mehmet Kasapoğlu'na, 


Gençlik Hizmetleri Genel Müdürümüze, 


Aksaray'ın kamu kurum ve kuruluşlarına ve emek veren tüm kalbi güzellere teşekkürler.